Savunmada referans noktası

ABD, Savunmaya Bu Kadar Parayı Neden Harcıyor.?

(Patrick Collins, 26 Ocak 2020)

Hemen her ABD Başkanlık seçiminde, adaylardan en az biri Amerika Birleşik Devletleri’nin savunmada çok fazla harcadığını iddia etmekte. Ne yazık ki, ortaya konulan iddialar Amerika'nın ulusal güvenliğe ne kadar harcadığını, neden geleneksel olarak bu kadar çok harcadığını, ya da büyük bir bütçe kesintisinin gerçekten ne getireceğini açıklamakta pek başarılı değil..

Evet, Birleşik Devletler savunmaya çok para harcıyor. Muhtemelen düşündüğümüzden de daha fazla. 2019 mali yılında, Savunma Bakanlığı'nın bütçesi 686 milyar dolar olmuş.

ABD askeri harcamalarının büyüklüğünü anlamak için, harcamaları başkalarının ne kadar harcadığıyla karşılaştırmak gerekli. 2018 mali yılında, Savunma Bakanlığı'nın 649 milyar dolarlık bütçesi (ABD acil durum fonunu saymıyorum bile) bir sonraki yedi büyük ordunun toplam harcamalarından daha büyüktü: 609 milyar dolar (Çin, Suudi Arabistan, Hindistan, Fransa, Rusya, İngiltere, Almanya).

ABD Savunma Bakanlığı bütçesi, bizlere ne kadar yüksek gelse de, Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenliğine harcadığı toplam miktar aslında çok daha yüksek.

ABD Savunma Bakanlığı dışındaki en büyük bütçe, geçmişteki çatışmalarda yaralanan ve ABD askeri emeklilerinin emekli aylıklarını finanse eden ve eski askerleri önemseyen Gazi İşleri Bakanlığı ( Department of Veterans Affairs) tarafından harcanıyor. VA, 2019 yılında 201 milyar dolar harcamış ve 2020 bütçe talebi ise 220,2 milyar $ olmuş.  VA bütçesi de ABD Savunma Bakanlığı bütçesine eklenirse, ulusal güvenlik için harcanan para  887 milyar dolar oluyor.

Amerika'nın nükleer silah ve deniz reaktörleri ise Pentagon tarafından değil, Enerji Bakanlığı Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA) tarafından, aynı zamanda nükleer silahlanma ve nükleer terörizme karşı da çalışan NNSA tarafından korunuyormuş. NNSA'nın 15,2 milyar dolar olan bütçesini yukarıdaki rakamlara eklersek ABD’nin ulusal güvenlik harcamaları 902,2 milyar dolara çıkıyor.

Yukarıdaki rakama ABD’nin istihbarat camiasını, ya da diğer adıyla, IC'yi dahil etmek gerekir. Milli İstihbarat Müdürü (The Director of National Intelligence), Amerikan istihbaratını oluşturan 17 kurumun bütçelerini kamuoyuna açıklamış. 2019 yılında bu rakam 81,7 milyar dolar olmuş. Bu miktar, Askeri İstihbarat Programı için harcanan 21,5 milyar dolar ve CIA gibi askeri olmayan örgütleri de kapsayan Ulusal İstihbarat Programı (National Intelligence Program) için harcanan 60,2 milyar doları da kapsamaktaymış. Pentagon'un Ulusal İstihbarat Programı (National Intelligence Program)  için ne kadar harcadığı ise bilinmiyor. 

Bu nedenle, Amerika'nın 2019 yılında ulusal güvenlik için gerçek toplam harcaması, DoD, VA, NNSA ve IC'nin askeri olmayan istihbarat programının bir kısmı da dahil olmak üzere, muhtemelen 902,2 $ ve $ 962,4 milyar dolar civarında. Üstelik bu toplam rakam, İç Güvenlik Bakanlığının (the Department of Homeland Security) 2019 yılı için   72,3 milyar dolar harcamasını veya Federal Soruşturma Bürosu (FBI) gibi iç güvenlik unsurlarının harcamalarını içermiyor.

Peki, ABD neden savunmaya bu kadar büyük meblağlar harcıyor?

Amerikalılara göre, Amerika'nın birçok küresel güvenlik taahhütü var.

Amerika Birleşik Devletleri'nin imzaladığı anlaşmalar, bu ülkeyi dört kıtada yaklaşık 51 ülkenin savunmasından sorumlu kılıyor. Bu ülkelerin dökümü şu şekilde:

• Kanada ve Avrupa'nın büyük bir kısmını kapsayan Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) aracılığıyla 28 ülke,

• Orta ve Güney Amerika'nın çoğu için geçerli olan Rio Antlaşması ile 18 ülke,

• Avustralya ve Yeni Zelanda ile ANZUS Antlaşması ile iki ülke,

• Japonya ile ikili bir anlaşma,

• Güney Kore ile ikili bir anlaşma,

• Filipinler ile ikili bir anlaşma,

Bu antlaşmalardaki taahhütlerine ek olarak, Amerika Birleşik Devletleri'nin yakın ilişkileri ve başka güvenlik çıkarları da var. Bazı durumlarda ABD’nin resmi bir anlaşması olmayan ülkelere de ABD askeri birlikleri konuşlandırılmış durumda. Bunlardan bazıları şunlar:

  • Tayvan (ABD bu adanın Çin'e ait olduğunu kabul etse de, Tayvan ve Pekin arasındaki anlaşmazlığın askeri çözümüne de karşı çıkıyor)
  • İsrail
  • Katar
  • Suudi Arabistan
  • Irak
  • Afganistan
  • Ürdün
  • Birleşik Arap Emirlikleri

ABD ordusu da sık sık, beklenmedik yerlerde beklenmedik şekillerde kendisini operasyonların içinde buluyor. Örneğin,  ABD ordusu Kosova  ve  Libya'da kitle katliamları ve soykırım yapılmasını önlemek için çağrılmıştı. ABD ordusu, lojistik kabiliyetleri ve çok yönlü yetenekleri göz önüne alındığında, askeri ve  insani operasyonlara da dahil olmak  eğiliminde. (ABD’li vatandaşların, ABD’nin yaptığı her şeyin insanlığın lehine olduğu gibi saf bir inancı var!-Haluk). Fukushima da tsunami ve sonrasında nükleer reaktördeki kaza sonrası yapılanlar, Haiti’ye deprem yardımı örnekler arasına alınabilir. Hürmüz Boğazı, Malakka Boğazı ve Afrika Boynuzu gibi önemli noktalar da dahil olmak üzere,  ABD ordusunun küresel deniz ticaretinin serbestçe akışını sağlayacağı yönünde de kamuoylarının bir çoğunda geniş bir beklenti de var.

Bu tür taahhütler, dost ulusların endişelenecek dış tehditleri olmasaydı, ucuz ve kolay bir şekilde yerine getirilebilirdi. Ne yazık ki, durum pek öyle değil; bu yüzden ABD, NATO'nun doğu kanadına karşı yapılacak bir Rus saldırısına, Güney Kore'ye aniden yapılabilecek bir Kuzey Kore saldırısına, Çin'in Tayvan'ı işgaline veya İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma girişimine yanıt vermeye hazır olmalı. Ve ABD’nin birden fazla krize aynı anda yanıt vermek zorunda kalabileceği de unutulmamalı... 

Bu geniş görev yelpazesi aynı zamanda Amerika'nın yüksek yoğunluklu devletlerarası çatışmalarından, isyanlara ve polis gücüne kadar her şeye karşı elinde hazır bir gücü tutması gerektiği anlamına da geliyor. Ancak ABD’nin düşmanları, eğitim, satın alma, doktrin, altyapı, vb. çabalarının çoğunu sadece Amerika'ya karşı savaşmaya hazırlanmaya odaklama lüksüne de sahipler.

Amerika Birleşik Devletleri’nin kendisine yol gösteren bir felsefesi var. O felsefeye uyarak, ABD anavatanın savunmasını diğer ülkelerde yapmayı seçmiş. Bunu gerektiren olayların gelişme şekli şu: 1. Dünya savaşından sonra ABD kendi kabuğuna çekilmiş. Ancak Avrupa ve Asya'daki 2. Dünya savaşının içine adeta sürüklenmiş. İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana, muhtemelen anavatanından daha uzaklarda konuşlandırdığı güçler nedeniyle, ya da belki de sadece tesadüf eseri olarak, o zamandan beri büyük güçler arasında da bir savaş olmadığını da hatırlamamız gerek.

Bu tür güvenlik yükümlülükleri ve beklentileri, ABD'nin küresel olarak güç bulundurmasının gerekliliği anlamına da geliyor. Askeri varlıkları dünyanın değişik yerlerinde konuşlandırmak, bir ülkenin kendi sınırlarını korumaktan çok daha pahalı. ABD çok geniş mesafelere personel ve ekipman taşıyor, ancak bu da büyük bir lojistik filosu gerektiriyor. Düşman topraklarında bunu yapmak için yeteneğinizin de olması gerekli. Örneğin, yakınlarınızda bir havaalanı yoksa, 13 milyar dolarlık USS Gerald Ford  uçak gemisini ABD görevlendirebilir. ABD’nin dünya çapında birden fazla güvenlik yükümlülükleri olması da bilgi için ek bir ihtiyaç doğurmakta. Netice itibariyle, ortaya büyük bir ABD istihbarat bütçesi de ortaya çıkmakta.

ABD kuvvetlerini yurt dışında barındırma maliyetlerinin bir kısmını ortak ülkeler karşılamakta. Ancak ABD ordusu,  küresel bir askeri güç olmak yerine, sadece anavatanını savunma odaklı olarak yeniden tasarlanmış olsaydı, ABD’nin savunma bütçesi oldukça farklı görünecekti.

Temel sorulardan birisi de şu: Tüm bu yapılanlar Amerika'nın ve dünyanın büyük bir kısmının çıkarına ise ve Amerika Birleşik Devletleri'nin küresel anlamda angaje olmasını gerektiriyorsa, ABD tüm bu taahhütlerini nasıl karşılıyor? Bir kere ABD, büyük bir güç almayı ve ağır kayıplar vermemeyi istiyor. Bu durumda teknolojik ve bilgi avantajına sahip profesyonel bir orduya da sahip olması gerekiyor. Bu, Amerika'nın kan yerine, para harcamayı seçtiği anlamına da geliyor.
Bu tercihi izah etmek için örneğin Amerika’n takip ettiği ofset stratejilerine bir bakalım. Birinci ofset yaklaşımı ile ABD, Sovyetler Birliğinin Avrupa’da kullandığı konvansiyonel güce karşın nükleer liderliği ele geçirmiş. İkinci ofset stratejisi, yetmiş ve seksenlerde geliştirilmiş. Bu ofset doktrini ile uzun menzilli hassas güdüm başlıklı mühimmatlarını, uydu ve iletişim teknolojisi ile birlikte kullanmış. Bu doktrin 1991’de ve 2003’de Irak silahlı kuvvetlerine kaşı kullanılmış. Ancak aynı yaklaşım Iraklı ve Afganistan’lı ve diğer yerlerdeki teröristlere karşı pek başarılı olamamış. Üçüncü ofset ile ABD yeni bir avantaj yakalamak istemiş. Bu kez enformasyon teknolojileri (Yapay Zeka (AI), Büyük Veri (Big Data) ve insan-makine arayüzleri) ile yöneltilmiş enerji silahlarının (directed energy weapons) kullanılmasına önem verilmiş.

ABD güvenlik bütçelerini azaltırsa ne olur?

Amerika Birleşik Devletleri, uluslararası ilişkilere yaklaşımında, savunma stratejisinde ve savunma bütçesinde büyük değişiklikler yaparsa ne olacağını asla bilemeyiz. Önemli olan husus, saydıklarımızın tamamında birbirleriyle bağlantılı olmasıdır. Eğer ABD, hedeflerini değiştirmeden askeri harcamaları keserse, büyük olasılıkla aşırı genişlemiş, sürpriz bir saldırıya ve yenilgiye karşı açık; savunması olmayan bir güce sahip olabilecektir. Amerika Birleşik Devletleri'nin olası bu yaklaşımının bir çatışmanın meydana gelme riskinin artması ve muhtemelen galip gelmek için (eğer galip gelebilirse) kayıplarının artacağı anlamına gelir

Büyük bir bütçe kesintisi, ABD’nin küresel anlaşmalarına bağlılık ve ulusal amaçlarında  da bir azaltma da gerektirecektir. Bu durumda, Amerika Birleşik Devletleri’nin daha mütevazı hedeflere ulaşmak için gerekli olan gücün kapsamı hakkında da düşünmesi gerekir. Bu düşünce tarzı pek mantıksız da değil, örneğin Vietnam Savaşı'ndan çekilme kararı çok akıllıcaydı. ABD’de birçok kişi Afganistan ve başka yerlerde uzun süredir devam eden savaşlar hakkında da aynı şeyi tartışıyor. Yalnız, Amerika bunu ne zaman yapsa, yani ne haliniz varsa görün derse, diğer güçler ABD’nin yarattığı güvenlik boşluğunu doldurmak için devreye giriyor. ABD’nin boş bıraktığı alanları müttefikleri doldursa iyi olurdu, ancak şimdiye kadar sadece Rusya, Çin ve İran gibi ülkeler nüfuzlarını büyüttü. Bu durumda, Birleşik Devletler'in ‘içine kapanık bir ülke mi veya küresel polislik edecek bir ülke mi?’ politikaları arasındaki çizginin neresinde olacağı sorusuna geri dönüyoruz. Eğer Amerika hedeflerini ve bütçesini ‘içine kapanık’ tarafa doğru küçültürse, düşman bir gücün her an ortaya çıkabileceği ve ABD’nin yüksek kayıplar vermesi riski vardır.

Amerika'nın şu anki savunma harcamaları sürdürülebilir mi?

Evet. Harcanan miktar çok olsa da, bu rakam ABD ekonomisinin küçük bir kısmını teşkil eder. Yüzde olarak ABD ekonomisinin yüzde 3,1 savunmaya harcanıyor. Diğer ülkelerin harcamaları şöyle: Columbia (yüzde 3,2), Suudi Arabistan (yüzde 8,8) ve Rusya (yüzde 3,9), Çin (yüzde 1,9)  Bu sadece 686 milyar dolarlık DoD bütçe rakamı üzerinden bir oran. Bu rakamlar SIPRI’den alınma. Eğer toplam güvenlik harcamaları olan 900 $ + milyar doları ele alırsak, ABD ekonomisinin yüzde 4,2'si anavatan güvenliğine harcanmakta. Bu oran dahi güvenlik harcamalarının sürdürülebilir olduğu kanımızı değiştirmez. Ancak gelecekte ABD’nin Çin'in savunma harcamalarına dikkat etmesi gerekecek. Ekonomi büyüdükçe ve Çin ekonomisinden yüzde olarak savunmaya ayrılan para artarsa, Çinliler savunma harcamalarında ABD’ye rakip olacaklar.

Sonuç

Sonuç olarak, ABD'nin savunmaya çok fazla harcadığını söyleyenler, aslında anavatan güvenliği için Washington'un düşündüklerinden çok daha fazla harcadığını öğrenince şaşırabilirler. Ancak, ABD’nin savunma bütçesini önemli ölçüde kısmak isteyenler, Amerika'nın uluslararası stratejisini, çatışmalara yaklaşımını ve almaya hazır olduğu riskleri de göz önünde bulundurmalıdırlar. Amerikalılar, hükümetleri tarafından uygulanan mevcut uluslararası strateji ve ABD ulusal hedeflerini destekliyor; gereken maliyetleri de karşılayabiliyorlar. ABD halkı gereken yüksek bedeli ödemeye hazır gibi görünüyor, çünkü ABD ulusu savunmanın maliyetinin on ya da yüz binlerce hayatın kayıp edilmesi yerine, ödeyecekleri bedelin milyarlarca dolar olmasını tercih ediyor.
ABD savunma bütçesinin, bir askeri-endüstriyel kompleks tarafından yapıldığını iddia edilme sloganı da ABD Başkanlık kampanyaları için kullanılabilir,  ama İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana kullanılan ABD güvenlik politikasında olası radikal bir değişiklik yaparsak, bunu sonucunda ortaya çıkacak yeni stratejileri de göz ardı etmememiz gerek.

Askeri harcamaları azaltmak isteyen her ABD Başkanlık adayı, bunun nasıl sağlandığını ve ne gerektirdiğini de açıklamalıdır.

KİŞİSEL NOTLAR - Haluk BULUCU:

Bu yazı, ABD’nin kendi ulusal güvenliği için gerçekte ne kadar harcadığını ve neden bu kadar harcadığını anlattığı için, Türkçe’ye de uyarlanarak, tercüme edildi. Fotolar eklendi.

Yazı, ABD gibi emperyal bir gücün kendisini koruyabilmek için mücadeleyi anavatandan uzakta karşılama politikasını vurguladığı için önemsendi.

Aslında bu yazı, ABD ulusal güvenlik bütçelerinin kısılmamasını isteyen argümanlara sahip.

ABD’nin savunma alanında yaptığı harcamalar sadece Amerikan Savunma Bakanlığını değil, bu ülkenin istihbarat, emekliler vs. ile bizim bildiğimizden çok fazlasını içeriyor.

ABD’nin sadece emekli-gaziler için harcadığı para 200 milyar dolar. Bizim toplam savunma bütçemiz 20Milyar dolardan çok daha az. Farka bakarmısınız?

Yorumlar (0)

Yazılan yorumların sorumluluğu yorumu yazan okura aittir. Yazılan yorumlardan websitemiz sorumlu değildir.


Henüz yorum yapılmadı!