Savunmada referans noktası

İkinci Karabağ Savaşı’nın Öğrettikleri

Ali DİNÇ / Ocak 2021

1. GİRİŞ 

Dağlık Karabağ (DK) sorunu, eski bir sorundur.

Birinci Dünya savaşı sonrası Çarlık Rusya’sından Sovyetler Birliği (SSCB) rejimine geçerken ara dönemde Kafkasya ülkelerinin kısa süreli bağımsızlıkları ve arada toprak kavgaları olmuştur.

SSCB’nin içeride toparlanması ve Kafkasya’da tekrar hâkimiyetini kurması iki yıl gerektirmiştir. Güney Kafkasya’daki Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan 1922’de tekrar Sovyetler Birliğine katılmıştır.

Sovyet yönetimi 5 Temmuz 1921’de Dağlık Karabağ’ı Azerbaycan Sovyeti’ne bağlamıştır. Daha sonra 1923 yılında içişlerinde özerk Dağlık Karabağ yönetimi oluşturulmuştur. Hankendi/Stepanakert merkez olmuştur.

II.TARİHİ ARKA PLAN
Neden bu noktaya gelindi?

Geçmişe bakılırsa iki ulus uzun yıllar aynı bölgede birlikte veya ayrı olarak yaşamıştır. Her iki taraftaki güçlü milliyetçi unsurlar Dağlık Karabağ'ın tarihi yönden kendilerine ait olduğunu iddia etmektedir. Konu zamanla, Azerbaycan ve Ermenistan arasında bir barut fıçısına dönüşmüştür.
Dağlık Karabağ’daki nüfusun çoğunluğu Ermeni olduğundan, Ermenistan’a bağlanmak istemekte ve Azerbaycan’a bağlanmalarına itiraz etmektedir.

Ermeniler, Sovyetler Birliği’nin kuruluşunda "Türkiye'yi memnun etmek için bölgenin Azerbaycan'a bağlandığını" iddia etmektedir.

SSCB döneminde üstü örtülen bu sorun, Sovyetler Birliği'nin dağılmaya başladığı dönem olan 1987’li yıllarda tekrar ortaya çıkmıştır. DK nüfusu 1989 yılında 146 bin Ermeni (%77) ve 41 bin Azeri (%22) olarak bilinmektedir.

İki Kadim Ulus, Bu Topraklarda Neyi Paylaşamıyor?

Ermenistan tezine göre, Dağlık Karabağ, ya bağımsız olacak ya da Ermenistan’a katılacaktır.

Ancak bu istek  “Dağılan Sovyetler Birliği anayasasının 78. maddesine göre “Sovyetler Birliği üyesi bir cumhuriyet, başka bir cumhuriyetin toprağını ilhak edemez”  ilkesine aykırı olup ”İlhak etme suçu” işlenmektedir.

Ermenistan isteği, aynı zamanda İngilizlerin ”Koloniler bağımsızlığına eski sınırlarıyla kavuşur” kuralına aykırıdır. Koloni kuralı, sınırların değişmez olması kuralıdır ve bağımsızlık sırasında savaş çıkmaması için koloniler tarafından uygulanmaktadır. Uluslararası ilkeler incelendiğinde Dağlık Karabağ aidiyet yönünden Azerbaycan’a, halkoyu yönünden ise Ermenistan’a aittir.

Birinci Karabağ Savaşı (1991-1994)

Bağımsızlıklarını ilan ettikten sonra Azerbaycan ve Ermenistan Dağlık Karabağ sorununda anlaşamadıklarından, 1991’den itibaren kesintilerle 1994 ateşkesine kadar savaşmıştır.

1991-1994 yıllarındaki Birinci Karabağ savaşını askeri yönden daha hazırlıklı olduklarından, savaş döneminde Rus yardımları aldıklarından ve Azerbaycan içinde iktidar için iç savaş sebebiyle ulusal direniş yapılamadığından Ermeni güçleri savaşı kazanmıştır. Neticede Azeri vatandaşları Dağlık Karabağ’dan, Ermenistan’dan ve öz toprağı 7 rayondan göç etmek zorunda kalmıştır.

1994-2020 Yılları, Gerginlik Dönemidir.

 2020 yılı Eylül ayına gelindiğinde, yirmi altı yıldır Azerbaycan diplomatik alanda kaybettiği toprakları için mücadelesini sürdürmektedir.

“Dağlık Karabağ, Azerbaycan’a aittir. Azerbaycan topraklarındaki, Dağlık Karabağ ve 7 Rayondaki işgale son verilmelidir. Dağlık Karabağ ’da, Ermenilerin çoğunlukta olması ayrı bir konudur. Azerbaycan’da etnik gruplar yaşayabilir. Bu bir iç meseledir. Ermenistan’ın yayılmacı politikası yedi rayonda devam ediyor. Azerbaycan topraklarındaki bu işgale derhal son verilmelidir” görüşü savunulmaktadır.

Bu yıllarda sınır hatlarında çok sayıda ateş kes ihlalleri ve çatışmalar olmuştur. Azerbaycan 398 asker ve 31 sivilin öldüğünü belirtmiştir. Ermenistan’ın asker kaybı 250 asker, 20 sivil görünmektedir (wikipedia.org). Bu kayıplar iki ulusun aralarının sürekli gergin olmasına ve aşırı milliyetçilerinin karşılıklı birbirlerine kızmasına sebep olmuştur.
III. COĞRAFYA

Dağlık Karabağ Neresldir?
Dağlık Karabağ, Karabağ bölgesinin bir kısmıdır. Karabağ daha büyük bir bölgedir.  Bu bölgede Yukarı Karabağ (Dağlık Karabağ toprakları ) ve Aşağı Karabağ (Kura ve Aras nehri arasındaki düzlükler) ve Batı kısmı veya başka bir deyişle Zengezur Dağlarının doğu kısmı kabaca Sünik/Syunik ve Kelbecer, Laçin bölgesi toprakları anlaşılmalıdır. 

Bu dokümanda Dağlık Karabağ sözüyle Hankendi/ Stepanakert merkez ve çevresini kastediyoruz.
Hankendi/Stepanakert/Karabağ merkezi+Askeran

  • Hocalı,
  • Şuşa
  • Hocavend/Martuni,
  • Ağdere/Mardakert.

Ayrıca onun etrafını çevreleyen yedi rayon/ilçe yani Ağdam, Fuzuli, Cebrayil, Zengilan, Kubatlı, Lâçin, Kelbecer konumuz kapsamındadır.

IV. DİPLOMATİK ÇABALAR
AGİT-Minsk Grubu

Tarafların uzlaştırılması için AGİT Minsk Grubu, 24 Mart 1992’de Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı tarafından kurulmuştur.

Eş başkanlık yapan ABD, Rusya, Fransa yanında Türkiye, İtalya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, İsveç ve Belarus üyedir.

Eşbaşkanlar, Azerbaycan ve Ermenistan liderleri arasında zirveler ve bireysel toplantılar düzenlemiş, iki yüzü (200) aşkın toplantı yapılmıştır.
Ermenistan, Minsk Grubunun çözüm tavsiyelerine uymamıştır. Çözümsüz ve buzdolabında bırakılan soruna, Minsk Grubu, yüzlerce toplantı ve çalışma sonrasında 29 Kasım 2007 tarihli Madrid prensipleriyle çözüm önerisinde bulunmuştur.

Madrit Prensipleri

Anlaşmazlığa çözüm bulmak için oluşturulan Minsk Grubu’nun görüşmeler sonunda 29 Kasım 2007 tarihinde taraflara sunduğu Madrit Prensipleri içerik olarak:

  • Dağlık Karabağ’ın çevresinde işgal edilmiş olan bölgeler boşaltılmalı.
  • Ermenistan ile Dağlık Karabağ irtibatını sağlayan koridor açılmalı.
  • Barış gücünün işlevini yerine getirecek uluslararası güvence sağlanmalı.
  • Bütün göçmenler topraklarına dönmeli.
  • Dağlık Karabağ Ermenilerine güvence verilerek kendilerini idare etme hakları tanınmalı.
  • Dağlık Karabağ’ın hukuki konumunun belirlenmesi için insiyatif kullanılmalı şeklindedir (K4).
     

Ayrıca tarafların güç gösterisi yapmamaları, aralarındaki ilişkileri geliştirmeleri tavsiye edilmiştir. Bu tavsiyelerin özü aynı kalacak, fakat taraflar arasında güveni artırmak için Ermenistan’ın 5+2 rayon geri çekilmesi olarak 2009 yılında güncellenmiştir.

Ermenistan bu plana itiraz etmemiş, ancak tavsiyeleri uygulamamıştır. Ermenistan, “Çözümsüz durum en iyisidir. İstediğim bu durumun meşrulaştırılmasıdır” kararını vermiş ve zamanla muhtelif veslelerle tavsiyeyi dikkate almamıştır.

Yıllarca Süren Sonuçsuz Müzakereler Savaşın Önemli Sebebidir. 

  • Minsk grubunun müzakerelerle oluşturduğu ve güncellenerek 10 Temmuz 2009 yılında tekrar yayımlanan Madrid Prensipleri’ne Ermenistan’ın uymaması.
  • Azerbaycan’a 2016 yılı Nisan ayında yapılan Ermenistan saldırısı.
  • Ermenistan’da yapılan seçimde iktidara gelen Nikol Paşinyan Hükümeti tavrının 2018 yılında “Sorunu müzakere ile çözelim” görüşünün, sonradan zamanla değişmesi.
  • Hankendi’nde 5 Ağustos 2019 yılında düzenlenen pan-Ermeni oyunlarında Paşinyan’ın “Dağlık Karabağ Ermenistan’dır. Hepsi bu” diye konuşması.
  • Paşinyan’ın Madrid müzakere formatını değiştirmeye çalışıp Dağlık Karabağ’ı bağımsız bir taraf gibi barış müzakerelerine dâhil etmeyi önermesi.
  • Dağlık Karabağ’da 31 Mart 2020’de parlamento ve başkan seçimi yaptırılması.
  • Yeni savunma bakanı David Tonoyan ile birlikte biraz daha genişlemenin avantajlarını dikkate alarak “Yeni topraklar için yeni savaşlar” yaklaşımının ortaya atılması. Paşinyan’ın barışçı olmadığının anlaşılması.
  • 12-14 Temmuz 2020 tarihlerindeki Tovuz saldırısı ile Azerbaycan’ın stratejik petrol ve doğal gaz boru hatlarının tehdit edilmesi ve bu saldırıda Avrupa’nın enerji güvenliğine karşı Ermenistan’ın tavır alması.
  • Mingeçevir barajına saldırı yapılması
  • Ermenistan tarafından barış yoluyla Azerbaycan topraklarının terk edilmeyeceğinin kesinlikle anlaşılması.
  • İki ülkenin tekrar savaşmasına yol açan adımlardır. Azerbaycan, 26 yıldır süren barış çabalarının sonuçsuz kaldığını görmüştür.

V. BAŞBAKAN PAŞİNYAN DÖNEMİ

Başbakan Paşinyan halkın beklentilerini dile getirerek iktidara geldi. Eski yönetim lideri Sarkisyan, yasal değişiklik yaparak bir on yıl daha Ermenistan’ı yönetmek istedi. Cumhurbaşkanıydı. Anayasaya göre aday olamayacağından, Başbakanlık makamını güçlendirip Başbakan olmak istedi. Halk buna karşı çıktı. Paşinyan bu karşı çıkışı iyi değerlendirdi ve iktidara geldi.

Paşinyan Olanakların Kısıtlı Olduğunu Gördü. Dış Politika Aynı Kalacaktı.

Paşinyan Ermenistan dış politikasını değiştirmeyeceğini, Rusya ile güvenlik ve ekonomik antlaşmalarının devam edeceğini seçimlerden önce söyledi. Paşinyan dış politikada Rus yörüngesinden çıkmanın faturalarını da algıladı. Dış politikada değişimi zamana bıraktı ve ısrarından vazgeçti. Çünkü Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı dengeleyici güç sadece Rusya’ydı.

Ancak Paşinyan iktidara gelmeden önce Rusya ile Ermenistan’ın ilişkilerini eleştirmişti. “Konuşmacı olan Rusya, dinleyici olan ise Ermenistan ve dengeli bir ilişki yok” demişti. Paşinyan eski komünist yeni oligark ve kapitalist Ermeni klanlarının ülkeyi yaklaşık 30 yıldır yönetmesine karşı çıkmıştı.

Paşinyan, Azerbaycan’a Karşı Ermenistan politikasını değiştirdi.

Başbakan Paşinyan Azerbaycan-Ermenistan ilişkileri için “Sorunları müzakere ile çözelim” görüşüyle işe başladı ama, bu görüşünü iki yıl içinde değiştirdi.

Ermenistan 2020 yılında yeni bir savunma bakanı David Tonoyan ile  “Yeni savaşlar, yeni topraklar” yaklaşımına gelmiş, genişlemeyi, savaşmayı benimsemiştir. Dağlık Karabağ yönetiminden “Artık müzakere yok. Savaş istiyorlarsa savaşırız” sözleri işitilmiştir.

Kafkasya’da Ermenistan’ın yeni bir İsrail olduğu, güvenliğini sağlamak için genişleyebileceği iddiaları ortaya atılmıştır.

Ermenistan’da Batı, bizi destekler düşüncesi vardır. Demokratik bir seçimle iktidara gelen Paşinyan, Ermenistan’a demokrasiyi getirmekte olduğu için Batı’nın desteğini alacağını düşünmektedir.

Sonuç olarak 2020 yılı Eyül’ünde “Gerekirse savaşırım” diyen bir Ermenistan vardı.  Ermenistan işgal ettiği yaklaşık 17,8 bin km²  alanın kendisine ait olduğunu, kan dökerek savaşla buraları aldığını belirtmektedir. Buraların tarihsel olarak Ermenistan’a ait olduğunu, gerekirse güvenliğini sağlamak amacıyla daha genişleyeceğini ve Azerbaycan’la savaşacağını vurgulamıştır.

VI. ALİYEV NE DÜŞÜNÜYORDU?

Aliyev, Ermenistan’ın Atak ve Yeni bir Savaşa Kararlı Olduğuna Hükmetti. 

Azerbaycan lideri Aliyev onca yıl yapılan müzakerelerin sonuçsuz kaldığını görüyordu. Paşinyan kime, hangi gücüne güveniyordu. Anlamaya çalıştı. Müzakerelerde istediğiniz sonucu elde etmeniz, düşmanla konuştuğunuz için mümkün değildir. Fedakârlık etmeniz gerekir. Ama savaşmaktan da iyidir (K1).
Azerbaycan sonucu belirsiz olan bir savaşa girmemeliydi. Son ana kadar ”Rayonları teslim edin. Dağlık Karabağ konusunu müzakere edelim” görüşündeydi. Azerbaycan, barışı savundu.

VII. SAVAŞ PLANLARI

Tarafların Savaş Planı Tahmin Edilebilir mi?

Planların birden fazla sayıda olması, alternatifler içermesi normaldir.

Birinci hal tarzı cephe taarruzudur. Askerlere göre, düşmanın kuvvetli olduğu, doğrudan taarruz beklemediği savunma alanına seçkin birliklerce cephe taarruzu yapılır. Düşman cepheden vurularak yenilir. Bu konuda Büyük İskender’in on bin kişilik eğitimli vurucu gücüyle düşmanın kalbine, harp karargâh merkezine hücum ederek çok sayıda savaş kazandığı söylenir. Takiben diğer alanlarda hâkimiyet kurulur. Süre kısadır. Bu saldırı tarzının dezavantajı düşman yeterli direnç gücü gösterirse sonuç alınamayabilir ve saldırıyı yapanın zayiatı artar.

İkinci hal tarzı, İngiliz yöntemidir. Alınan yerler emniyete alınarak ilerlenir. Alınan yerlerde tam hâkimiyet sağlanacak şekilde askeri varlık güçlendirilir ve geri emniyeti alınmış olur. Destekli adımlarla hedeflenen yere gidilir ve sonuçta orası kuşatılır. Düşman teslim olmaya zorlanır. Kaybın az olmasına çalışılır. Süre uzundur.

Taarruzun zamanına, nereye daha çok ağırlık verileceğine taarruz eden karar verir. Bu bir avantaj sayılabilir. Taarruz başladığında genel taarruz havası verilir. Asıl taarruz edilecek yöne değil, düşmanın gücünü sevk etmesi istenen yöne başlangıçta biraz ağırlık verilir. Düşman kuvvetini bu yöne sevkederse amaca ulaşılmış, aldatma yapılmıştır. Açıkçası asıl taarruz istikametleri ve birliklerin tertiplenmesi saklanmaya çalışılır. Özetle insiyatif sağlanır. Umulmayan yerde kuvvet üstünlüğü, ateş üstünlüğü, manevra üstünlüğü sağlanır. Taarruza geçilir. Özellikle zayıf kısımlardan/ceplerden içeriye girerek düşmanın lojistiği, haberleşmesi aksatılır. Düşmanın donanımı ve insan gücü yok edilir. Artık savaşın asıl yönü ve alanı belli olsa da ilk hamlelerin doğru yapılması avantaj sağlar.

Bazı komutanlar “En iyi savunma taarruzdur” der. Çünkü düşmanın size taarruz gücünden, ancak onun hücüm varlıklarını yok ederek kurtulabilirsiniz. Uygulamada daha zor olduğu kabul edilir. Taarruz savunmadan pahalıdır.

Azerbaycan’ın Amacı İşgal Altındaki Topraklarını Kurtarmaktır.

26 yıldır sağlayamadığı toprak bütünlüğünü sağlamak siyasi hedefidir. Doğal olarak bunun için Ermenistan güçlerini yenmesi gereklidir. Hareket tarzına komuta heyeti karar verir. 

Azerbaycan’ın zorlukları şunlardı: Cephe geniştir. Amacına erişmek için kabaca derinliği 60 km uzunluğu 300 km olan geniş bir cephe hattı vardır. Cephe alanı, büyüklüğü 17 bin km2’dir. Fikriniz olması için bu alan beş tane Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (3,355 km²) toprağı büyüklüğündedir.

Kış mevsiminden dolayı hava koşulları gittikçe zorlaşacaktır. Arazide yükseltiler çok ve çamur ortamı, arazi harekâtını yavaşlatabilir. Bir başka temel sıkıntı, ordu yenidir. Denenmemiştir.  Azerbaycan ordusu ilk defa kapsamlı olarak savaşa hazırlanmıştır. Taarruz tecrübesi, vurucu gücü denenmediğinden komuta katının tereddütleri olabilir.

Tereddüt olmasa bile, ayrıca, karşı tarafın dayanma gücünü bilemediğiniz için, savaşın sonucunu öngörebilmek zordur. Tedbirli davranmanın yararlı olacağı konusunda karar oluştuğu tahmin edilebilir.

Ermenistan’ın Amacı İşgal Ettiği Toprakları Vermemek Hatta Genişletmektir.

Paşinyan hükümeti, 2020 yılında savunma bakanı David Tonoyan ile “Yeni savaşlar, yeni topraklar” parolasıyla genişleme yönünde karar almıştır. Kararını uygulama planında tasarladığı düşünülebilir. Bölgesini savunmak ve kuvvetinden olabildiğince az kayıp vermek birinci amacı olacaktır. İkinci amacı ise karşı tarafın yeterince zayıfladığını görürse taarruza geçip, avantaj sağlamayı hedefleyecektir.  Örneğin Tovuz ve civarı işgal edilip Azerbaycan istikrarsızlaştırılabilir. Böyle bir durumun yaratılmasından, Rusya memnun olur hesabı da yapılabilir. Ancak Avrupa’nın gaz hatlarının tahribini desteklemeyeceği söylenebilir.

Ermeni Planlaması: Saldırıyı Etkisizleştir, Sonra Taarruz Et.

Ermeniler, Azerbaycan saldırdığında güçlü bir direnmeyle saldırıyı karşılamayı düşünmektedir. Azerbaycan kuvvetleri psikolojik olarak “Sonuç alamayacağız” noktasına geldiğinde karşı saldırı düzenleyerek onlara silahlarını bıraktırıp,1993 ve 1994 savaşlarında olduğu gibi savaş alanını terk ettirmeyi ve savaşı kazanmayı ummaktadır.

Batı ve Rusya’nın desteğinin Ermenistan tarafında olacağı varsayılmaktadır.  ABD, Fransa ve Rusya’da çok sayıda Ermeni kökenli insan yaşamaktadır. Bunların Ermenistan’a, Hükümetler düzeyinde desteği oluyor. Sıkıntı olursa, müttefiki Rusya’dan da yardım alacağına güveniyor. 800 kg’a kadar patlayıcı gücü yüksek ve 700km’ye kadar giden balistik füzeleri var. Şehirlere atacağı, zarar vereceği, halkı yıldıracağı 500 km menzilli, patlayıcı harp başlığı 800kg’a kadar olan balistik füzeleri (İskender) var. 700 km menzilli Scud’lar ve benzeri füzelerin harp başlıklarının tahrip gücü yüksektir.

Paşinyan Müzakere Değil, Daha Genişlemek Fikrindedir.

2018 yılında iktidara geldiğinde “Sorunu müzakerelerle çözelim“ diyen Paşinyan Hükümeti 2020 Eylül’ünde farklı düşünmektedir. “Yeni savaşlar, yeni topraklar / yeni genişlemeler” görüşündedir. 

Ermenistan’ın inancı: Paşinyan’la yeni bir hamle yapıp, genişleyebilirdi. Fazla güçlenmeden, Azerbaycan’a bir darbe daha vurabilir ve biraz daha genişleyip, geri adım atmayacaklarını Dünya’ya gösterebilirlerdi.

Bakü’ye giren Ermeni birlikleri barış şartlarını dikte edebilirdi. İkinci Karabağ zaferini kazanabilirlerdi.

VIII. SAVAŞ

Savaş, karşılıklı top atışlarıyla başladı.  2020 yılı Eylül ayı sonuna gelindiğinde, ateş kes hattında görevi sınır topçuları karşılıklı ateşe başladı. Azerbaycan ve Ermenistan’a göre ilk ateşkes ihlali karşı taraftan gelmişti.

Yıllardır sınır hattı çarpışmalarıyla süren gerginlik büyüyerek, yeni bir savaşa dönüştü. Ermenistan sıkıyönetim ve seferberlik, Azerbaycan ise kısmi seferberlik ve bazı şehirlerde sokağa çıkma yasağı ilan etti.  Çarpışmalar 44 gün sürdü. Başlayan savaş kan, ölüm ve gözyaşı demekti. Ama tarafların kutuplaşması çok fazlaydı ve savaş onlar için artık son çareydi.

Azerbaycan ordusunun 27 Eylül - 27 Ekim döneminde üç cephede hareketi görünmektedir. Bazı yazarlar hareketin yavaş geliştiğini söylemektedir.  Ancak planın uygulanması için ilk safhada hazırlık yapıldığı söylenebilir.

Detaylandırırsak, savaşın başında Kuzey’de dört Azerbaycan kolordusu ilerlemeye çalışmıştır. Ermenistan bir hafta sonra bu kuvvetlerin ilerlemesini durdurduğunu belirtmiştir.

4 Ekim’de Azerbaycan kuvvetleri, Dağlık Karabağ merkezine Hankendi’ne/Stepanakert kuzeyden ulaşan yola gelmiş ve M11 yolunu kontrol altına almaya çalışmıştır. M11-Hankendi kuş uçuşu mesafe 150 km’ye yakındır.

Ortadaki cephede yani Ağdam-Hocavend hattında topçular savaşmaktadır. Ermeni güçleri asıl savaşı bu yönde beklediklerinden savunmayı kuvvetli tutmaktadırlar. Hankendi’ne en kısa mesafe Ağdam-Hankendi 26 km, Hocavend-Hankendi 42 km kadardır.

Güney’deki cephe biraz daha düzlük ve nüfus seyrektir. Azerbaycan ordusu ilk üç gün içinde bazı yerler almıştır.  Hedef Cebrayil ve Fuzuli’nin kurtarılmasıdır. Karşı taarruza geçen Ermeni güçleri başarılı olamamıştır. İlerlemek veya savunmak isteyen Ermenistan mekanize birlikleri birkaç günde SİHA’larla havadan vurulmuştur.

10 Ekim 2020’ye gelindiğinde Moskova, tarafların 10 saatlik görüşmesinden sonra  (ilk)  ateş kesin yapıldığını duyurmuştur. Ateşkes bozulmuş ve 17 Ekim’e kadar güneyde ikinci ateşkes yapılana kadar Azerbaycan ilerlemiştir. Cebrayil’in 9 Ekim’de, Fuzuli’nin 17 Ekim’de alındığı belirtilmiştir. Hüdafarin barajı alınmış, Azerbaycan 22 Ekim’de Ağbend’i alarak güneyde de işgal edilen yerleri kurtardığını açıklamıştır.

Azerbaycan Güçleri, Ermenistan’ın Asıl ve Yedek Birliklerinin Birleşmesini Önledi

Azerbaycan ordusu, iki ordunun göğüs göğüse karşılaşmasından önce ve özellikle İHA’ların konum tespiti yapmasından sonra,  Ermeni kuvvetlerinin asıl ve yedek kısımlarına geleneksel topçu ateşi uygulamış ve savunmalarını ateş üstünlüğü ile zayıflatmıştır.

Ermeni ihtiyat/yedek kuvvetlerinin asıl kuvvetlere yardım etmesi, birleşmesi geçiş yolları, köprüler yok edilerek ve onlara ateş açarak engellenmeye çalışılmıştır.

Bu safhada Ermeni tank birlikleri ve zırhlı mekanize savaş araçları toplu halde görüldüğünde SİHA’larla yok edilmiş, yığınak yapmaları önlenmiştir. Açıkçası Azerbaycan mekanize birlikleri Ermeni mekanize birlikleri ile yüz yüze gelmeden, Ermenistan güçlerinin konumları tespit edildiğinden SİHA’larla vurulmuş ve güçlü topçu ateşine tutularak Ermeni savunması zayıflatılmıştır. Takiben Azerbaycan mekanize birlikleri ilerlemeye çalışmıştır.

Ermenistan asıl kuvvetleri ve yedek kuvvetleri birbiriyle yardımlaşamayıp, izole edilince, asıl kuvvetler günlerce destek alamadıklarından savunmaları zayıflamıştır. Her gün bir Ermeni mevzii yok edilmişdi. Geceleri ise cephedeki birliklere ikmal desteği sağlandı. Bu konuda metodik çalışılmıştır (K2).

Kuzeyde yolların kontrol altına alınması başarılınca, bu kuvvetlerin güneye doğru ilerlemesi ve Dağlık Karabağ’ın kuzeyine daha çok yaklaşmaları başlamıştır.

Güney’deki harekâtta Fuzuli, Cebrayil kurtarıldı.  Güney’de İran’a komşu rayonlar Fuzuli, Cebrayil, Kubatlı kurtarılınca, Ermenistan devleti sınırlarına gelindiğinden,  Azerbaycan ordusu kuzey batıya Laçin koridoru/Ermenistan Dağlık Karabağ oto yoluna yönelmiştir. Ermeniler üçüncü ateş kesin ilan edildiği 26 Ekim’e kadar, koridora 25 km mesafede, ilerlemeyi durdurduklarını belirtmektedir. 26 Ekim’deki üçüncü ateş kes de bozulmuştur.  

Ermeni görüşüne göre “Azerbaycan ordusu düz arazide ilerleyip dağlık bölgelere ulaştığında örneğin Laçin koridoruna geldiğinde ağır silahları kullanmak zor olduğundan daha fazla ilerleyemeyecektir”.

Ermeniler Savunma Alanını Küçültüp Yığınak Yaptı

Ermeni komutanlar:

  • Savaş şartlarını taarruz eden için daha zorlaştırmak ve
  • Kendileri için önemli olan Dağlık Karabağ’ın çevresini korumak üzere Dağlık Karabağ ’ın güneyindeki rayonlardan çekilip, güçlerini daha kuzeyde dağlık, ormanlık ve tepeleri bol olan araziye, Dağlık Karabağ’ın güneyine toplamaya 26 Ekim’de karar verdiler. Ayrıca Dağlık Karabağ Stepanakert /Hankendi kuzeyini korumaya almışlardı. 
     

Ermeni komutanlar kış mevsimi gereği, hava şartlarının ilerlemeye çalışan Azerbaycan mekanize birlikleri için şin zorlaşacağını, çamurun bölgeye hâkim olacağını, mekanize birliklerin ilerlemesinin daha güç olacağını düşünmüşlerdi. Bu düşünceleri doğruydu. Ancak harp sahası resmini İHA’larla gözleyen Azerbaycan kuvvetleri yola çıkmadan önce topçu atışları ve SİHA’larla mekanize birliğe olacak taarruzları asgariye indirmeye çalışmıştır. Ermenisan ordusunun çekilmesi sonrası ilerleyen Azerbaycan ordusunun 29 Ekim’de Şuşa’ya 5 km uzaklıkta olduğu görülmüştür. Bu işaret önemlidir çünkü “Şuşa’yı kontrol eden Dağlık Karabağ merkezini/Hankendi’ni/Stepanakert’i kontrol eder”.

IX. LOJİSTİK

Azerbaycan, Ermeni birliklerinin lojistik desteğini önledi ve yedeklerin yardımını engelledi. Ermenilerin savunmasının kolay olacağını düşündükleri dağlık bölgelerde genellikle tepelere tek bir yol vardır. Bu yolu gözlemek, lojistik desteği önlemek için yeterlidir. Şuşa savaşı buna örnektir. Yardımsız kalan, lojistik destek alamayan birliklerin direnişi kırılmış ve dağılma başlamıştır. Şuşa 8 Kasım’da düştükten sonra Dağlık Karabağ merkezine/Hankendi//Stepanakert’e on beş km kalmıştır. Şuşa yüksekte, Dağlık Karabağ merkezi Hankendi topçu menzilinde olduğundan Azerbaycan’ın Hankendi’ni/Dağlık Karabağ merkezini alacağı, Ermenistanın çok kayıp vereceği açıktı. Ayrıca iki ülke de ithal mühimmat, roket,  füze kullanmaktaydı. Bu arada askerin donmaması, ısınması gereklidir. Ermenistan’ın ise kaynakları tükenmişti, ateşkes’ten başka çözüm yoktu.

X. İHA ve SİHA’lar
Nasıl Başarılı Oldular?

Azerbaycan çok maksatlı, pilotlu ve 185 km/h hızı olan Antonov-2 uçaklarını işgal edilen yedi (7) rayon’a ve Dağlık Karabağ  çevresine gönderdiğinde, kanat genişliği 18 metreyi aşan bu uçakları Ermenistan hava savunma sistemleri algılamış, hava savunma radar ve füze sistemleri çalışmaya başlamıştır. Yalnız Azerbaycan, bu uçakları daha önceden insansız hava aracına (İHA) dönüştürmüş, pilotsuz, merkezden uydu haberleşme kumandalı olarak göndermişti.

Ermenistan AN-2’leri ve arkadan gelen hava gücü varsa vuracaktı. Ancak AN-2’ler ve arkadan gelen İHA’lar sadece hedef tespiti yapıyordu. Muhtemelen birkaç Antonov roketlerle vuruldu.  

Ancak bu arada gizlenmiş olan S-300 hava savunma sistemlerinin konumlarını Azerbaycan tespit etmiş oldu. İşin kötüsü, radarlar İHA’ları farkedemiyordu. AN-2’lerin haricindeki İHA’lar mevcut hava savunma radarları tarafından algılanamıyordu. Hava araçlarının hızları  (200-250km/h) savaş uçaklarından (1,000-2,000km/h) çok daha düşüktü. Hava savunma radarları için SİHA ve İHA’lar sadece motorları metal olduğundan elektronik anlamda tespit edilemeyecek kadar küçük boyutluydular. Bu yüzden fark edilemiyorlardı. Radarların fark edebilmeleri için tarama rezolüsyonları iyileştirilmeliydi. Bu yeni ve pahalı bir radar tipi demekti. Ermenistan sistem kullanıcıları, kısa sürede  ”En pahalı radar, elde olmayan radardır” noktasına geleceklerdi. Motorun elektrik ve termal imzası İHA ve SİHA’lar ancak yakındayken algılanabilirdi. İHA’lar tarafından yol kenarlarında, tepelerde saklanmış tanklar, hava savunma sistemleri, füze sistemleri görsel olarak ve konum olarak Azerbaycan tarafından tespit edilmişti. Bu safhada Azerbaycan’ın kara harekâtı yapacak mekanize birlikleri de yollarda görünmüyordu. Mevcut Ermenistan Hava Kuvvetleri gücü de bu İHA ve SİHA’lar çok sayıda olunca, havadan havaya füzelerle vurup, hepsini hedefine gitmekten alıkoyamazdı.

SİHA’lar ve Harpy’ler görevde

Satın alınan kamikaze/intihar eden İsrail radar avcısı Harpy’ler ve Türk SİHA’ları göreve başladı. Bir süre sonra, muhtemelen vuruş planlaması yapılıp, görevlendirmeler yapıldıktan sonra,  Azerbaycan’ın İsrail’den satın aldığı Harpy’ler hedeflere yöneldi. Bir askeri kamyondan dokuz (9) tane Harpy dolaşan mühimmat fırlatılabileceği belirtilmektedir. Görme sistemi geliştirilmiş Harop/Harpy-2’ler ve menzili 500 km’yi bulan 35 beygir güçlü/hp motorlu, delta kanatlı, uçarken radar işaretlerini algılıyan Harpy-1’ler çalışan radarlara veya bekleyen hava savunma hedeflerine yöneldi. Harpy’ler radarları yayınladıkları işaretten tanıyıp, kamikaze/intihar eden hava aracı olarak başlığındaki mühimmatla, radara çarpıp tahrip etti.  Radar işareti alamayan Harpy-1’ler ise belirli bir süre sonra merkeze geri döndüler.

Ermenistan tankları için ise vuracak hedef yoktu. Azerbaycan zırhlı mekanize birlikleri ortada görünmüyordu. Ayrıca, görev yapan SİHA’lara ilave olarak Azerbaycan topçu sistemleri, Ermenistan tanklarını ve toplarını, menzili dâhilinde, ateş altına aldı. Konum tespiti yaparak hedeflerine ateş ettiğinden dolayı ateş gücü üstünlüğü Azerbaycan tarafındaydı. Ermenistan için vurulacak askeri hedefler görünmüyordu.

Harekât merkezi ekranı veya bilgisayar ekranından SİHA’lara komuta edildi.  Savaş alanında bilgisayar kullanan veya merkezdeki karargâhtan gören SİHA uzmanları, her biri 15 kg’dan az 4 tane roket taşıyan TB2 Bayraktar SİHA’larını ve Harpy’leri yer hedeflerine karşı kullanmaya başladı.

 

Hedefler vurulmaya başlandı. Tank, top hedeflerine ilave olarak personel taşıyan ve lojistik destek sağlayan, cephane taşıyan askeri araçlar ve cephanelikler vurulmaya başlandı. SİHA’ların hücumları sırasında Ermeni güçleri epeyi sayıda 110 adet İHA/SİHA düşürdüklerini belirtti. Azerbaycan ileride açıklama yaparız mesajını verdi.

Akıllı mühimmat, avcı olarak görevini yapıyordu. Kendisinden pahalı tankı, topu, hava sistemini çalışamaz duruma getiriyordu.  Bu durum Ermenistan ordusunda moral bozukluğuna yol açtı. Ermenistan’ın savunma için hâkim yükseltilerde, kritik yerlerde silahlarını konuşlandırması işe yaramadı. İHA ve SİHA’lar havada olduğundan arazi engelleri işe yaramadı.

Uygulanan taktik havadan gör, konum tespiti yap ve vur şeklindeydi.  Bu vuruşların sonrasında, hedeflerin yeterli sayıda vurulduğu düşünülünce,  Azerbaycan mekanize birlikleri, Ermenistan’ın sınırlı tepki verebildiği kara yollarında ilerledi.

XI. SİVİL HALK

Ermenistan Tepki Olarak Sivil Halkı Hedef Aldı ve Şehirlere Saldırdı.

Ermenistan bu amaçla saldırıda balistik füzelerini, topçu roketlerini ve büyük çaplı top mermilerini kullandı. İnsan hakları örgütü on sekiz yere bu tür saldırı olduğunu belirtti. Şehirlere gönderilen füzeler halkta yılgınlık yarattı. Azerbaycan’ın bunlara karşı koyacak hava savunma sistemi yoktu.

Askeri olmayan hedeflere saldırılması suçtur. Zayiat fazladır. Gence, Ağdam, Berde, Fuzuli, Goranboy, Naftalan, Tartar bu füze saldırılarına maruz kaldı.  Türkiye sivil masum halka yapılan saldırının “savaş suçu” olduğunu belirtti. Azerbaycan bu kapsamda 98 sivil öldüğünü, 414 yaralı olduğunu, 100 apartman, 3000 ev yıkıldığını belirtmektedir.

Ermenilerin Beklemediği bir Sonuç Oluştu.  

Değeri 1 milyon doların altında olan kamikaze drone’lar ve SİHA’ların roketleri görünmeksizin hedefe geliyordu. SİHA’nın son safhada görülmesi de fayda etmiyordu. Askerlerin, SİHA sesinden veya görerek bunların geldiğini anladığında kaçması; tankını, topunu terk etmesi için 7-10 saniyeden az bir süreleri kalıyordu. 
Ermenistan-Dağlık Karabağ ulaşımı kesildi. Laçin ve Kerbecer koridor ulaşımlarını sağlayan köprüler top atışlarıyla yıkıldı. Hâkim tepeler elde edildi. Ermenistan’ın savaşma gücü, Dağlık Karabağ’a lojistik destek yapmasının engellenmesiyle kırıldı. Şuşa kuşatıldı. Şuşa 8 Kasım 2020’de alındıktan sonra Hankendi’ne girilecekti. Çevre hâkimiyeti, harekât üstünlüğü ve insiyatif Azerbaycan ordusuna geçtiğinden, direnmek kuşatılan yirmi (20)  bine yakın askerin ölümüne ve merkezin tahribine sebep olabilirdi.

Ateşkes

Rusya başta olmak üzere:

•          10 Ekim 2020’de birinci ateşkes,

•          18 Ekim 2020’de ikinci ateşkes,

•          26 Ekim 2020’de üçüncü ateşkes yapıldı.

Ancak muhtemelen tam anlaşma sağlanamadığından bunlar kısa süreli oldu. Taraflar savaşmaya devam ettiler. Ermenistan 30 Ekim’de Rusya’dan yardım istedi. Ancak sunulan ateş kes şartlarını Paşinyan Hükümeti kabul etmedi. Savaşa devam etmeye karar verdi. Nihai Ateşkes yapılması için Rusya’nın ara buluculuğu istendi. Rusya başkanı Putin savaşın Kafkasya’da büyümesinin kimseye faydası olmayacağı kanaatindeydi. Rusya’nın Azerbaycan ve Ermenistan’ın ikisiyle de ilişkileri önemliydi. Savaş Ermenistan’da değil Azerbaycan topraklarındaydı. Minsk Grubu Madrid Prensipleri sağlanıncaya kadar Rusya bekledi. Ekim sonunda barış maddelerini kabul etmeyen Ermenistan, 9 Kasım 2020 tarihine gelindiğinde Dağlık Karabağ kuşatılınca ateş kes yapmayı, askerinin hayatını kurtarmayı tercih etti. Rasyonel davrandı.

Doğaldır ki Rusya Azerbaycan ile konuşurken Ermenistana olan etkisini ve Ermenistan’la konuşurken Azerbaycan’a olan etkisini kaldıraç/güçlendirici unsuru olarak kullanmaktadır.
Rusya araya girip iki ülke üzerindeki etkisini kullanarak ateş kes yaptırdı.

Rusya ateşkesle Ermenistan’ı açık bir yenilgiden kurtardı. Dağlık Karabağ merkezinin teslim alınmasını önledi. Azerbaycan ise karşılığında Ermenistan’ın yedi (7)  rayondan geri çekilmesini takvime bağladı. Laçin içinden geçen koridor yolu da, zaman içinde Laçin şehri dışına alınacaktır.

Ateşkes Anlaşması

  • Birlikler, ateşkes imzalandığı anda olan konumlarını muhafaza edecektir.
  • Bölgeden göçedenler Birleşmiş Milletler gözetiminde topraklarına dönüp, yerleşecektir.
  • Esir değişimi yapılacaktır.
  • Bölgedeki tüm ulaşım yolları, demiryolları çalışır duruma getirilecektir.
  • Ateşkes yapıldığında, Ermenilerin kontrolunda kalan bölgelerde, Hankendi / Stepanakert, Hocalı, Hocavend/Martuni, Ağdere/ Mardakert’te Ermeniler yaşamaya devam edecektir.
  • Şuşa ve ateş kes yapıldığı anda Azerbaycan elinde bulunan Dağlık Karabağ alanlarını muhafaza edecektir.
  • Ermeni ordusu kalan 3 rayonu Ağdam, Kelbecer ve Laçin belirlenen takvime göre boşaltacaktır.
  • Ermenistan ve Karabağ arasında 5 km genişlikte koridoru Rus barış gücü 5 yıl süreyle açık tutacaktır. İtiraz 6 ay öncesinden olmazsa, barış gücü görevi ikinci beş yıl devam edecektir.
  • Nahcivan ve Azerbaycan arasında irtibat sağlayan bir geçiş,  yol koridoru inşa edilecektir. Ermenistan güneyde Nahcivan-Azerbaycan irtibatını sağlayacak koridorun açılmasını sağlayacaktır.  Koridorun emniyetinden Rusya Sınır Hizmet Güçleri sorumludur.

Paşinyan’ın Ateşkes Açıklaması

“Soylu Ermeni halkım, bu savaşta ateş kes yaptım diye bana kızabilirsiniz. Ancak Şuşa düştükten sonra yenilgimiz kaçınılmazdı. Ya yirmi (20)  bin askerimiz daha ölecek, kayıtsız şartsız teslim olacaktık. Ya da kötünün iyisi bu ateşkes metnini imzalayarak zayiat vermeden hiç olmazsa askerlerimizi kurtaracaktık.

Ermeni ulusuma sesleniyorum; “Ben istifa ederim, hemen tekrar seçime giderim. Ancak asıl hata benden yıllarca önce yapılmış. Azerbaycan gücünün etkinliğini küçümsemiş, kendimize fazla güvenmişiz. Müttefikimiz, Kollektif Güvenlik Antlaşmamız olan Rusya bizi yalnız bıraktı”. Ateşkes bize zaman kazandıracak. “Yardım alıp silahlanarak, kutsal topraklarımızı zaman içinde tekrar kurtarabiliriz diye umuyorum”.
 

XII. DEĞERLENDİRMELER
Savaş Sonrası Ermeni Değerlendirmesi

Ermeni kıymetlendirmesine göre savaş:

  • Ermeni politikacı ve askeri kadrolarının yetersizliği ve iradelerinin olmaması yüzünden kaybedildi.
  • Ermenistan güçlü İskender füzelerini yeterince kullanamadı.  Hava kuvvetleri yerde beklemede kaldı. 
  • Diyaspora ve yabancı gönüllülerin Ermenistan namına savaşmasına müsaade edilmemesi bir hatadır.
  • Ermeni gönüllülere döğüşmeleri için yeterince cephane, harita, silah ve haberleşme cihazı sağlanamamıştır.  Paşinyan’ın deyimiyle savaş ismen “Hayatta kalma savaşı” dır.  Ama gereken çaba ve fedakârlık yapılamamıştır.
  • Ermenistan ordusunun morali, psikolojik durumu savaş sırasında iyi değildir. Korona virüsü, hemoroid, dizanteri orduda yaygındır. Savaş sırasında askerin tedavisi ve birlik değişimi etkin olarak yapılamamıştır.
  • Ermenistan Savunma Bakanlığı Askeri Kontrol Teşkilatı Eski başkanı Movses Hakobyan’a göre: 27 Eylül 2020’de başlayan savaşın üçüncü (3) gününde seferberlik tamamlansaydı durum farklı olabilirdi.  Kuvvet toplanmasında Dağlık Karabağ %78, Ermenistan %52 rakamına erişebildiğinden kuvvet tazelemesi/takviyesi yeterince yapılamadı. Ayrıca, takviye yapılmasını Azerbaycan topçu ateşi ve SİHA’larla önledi (K3).
  • Gönüllülerin hemen ön hatlarda savaşmasına izin verilebilirdi. Savaşmakta olanlara standartlara göre en fazla %30 hata ile bilgi verilmesi gerekirken bu %100’ü buldu (K3).
  • Türk SİHA’larının operasyonu, Rusya’nın Pole-21 elektronik harp sistemi ile Dağlık Karabağ üzerinde dört (4) gün boyunca başarısızlığa uğratıldı.  Azerbaycanlılar bu aksaklığa daha sonra çare buldular (K3).
  • SU-30SM savaş uçakları SİHA’lara karşı havadan havaya füzeleri olmadığından kullanılamadı. (K3).
  • 2018 yılında gelişmiş Tor-M2KM sistemi yerine Ürdün’den eski 9K33 Osa hava savunma sistemi alınması hataydı. İHA/SİHA’lara karşı kullanılamadı. (K3).

Savaş Sonrası Dağlık Karabağ Uzmanı Ermeni Tatul Hakobyan’a göre Dağlık Karabağ  Değerlendirmesi (K4)

Dağlık Karabağ sorunu uzmanının görüşleri Ermeni kıymetlendirmesi hakkında fikrimizin olmasına yardımcıdır:  

  • Mevcut durumu muhafaza etmek, meşrulaştırmak mümkün değildir. 1994’den beri Uluslararası platformlarda Ermenistan’a uzlaşması önerilmiştir. Ermenistan bunu kabul etmemiş, mevcut durumu kabul edin, meşrulaştırın görüşüyle direnmiştir. Bu bir hatadır.
  • Azerbaycan ordusunun gelişmesi önemsenmemiştir. 2016 yılının 2-5 Nisan tarihlerindeki ateş kes hattı çarpışmalarında Azerbaycan ordusu, Ermeni ordusuna nüfuz edilebileceğini, hasar verilebileceğini görmüştür. 2020 Eylül’ü sonunda savaş başladığında ilk günlerde Horadiz yönünden gelen Azerbaycan ordusu, Ermeni ordusu Hüdaferin su kaynaklarında savunma yapsa da, İran Meğri sınırına kadar 50 km ilerlemiş ve durdurulamamıştır.
  • Ermeni ordusunun yenilmezliği efsanesi yanlıştır. Dünya’da yenilmez ordu yoktur. Azerbaycan’ın iç iktidar kavgasına gömüldüğü 1991-1994 döneminde ve düzenli ordusu yokken gönüllü Ermenilerin fedakârca çabalarıyla kazanılan savaşı Ermenistan abartmıştır.
  • Bu savaşta Azerbaycan avantajlıydı. 10 milyonluk nüfusa sahip Azerbaycan’ın, 21. yüzyıl donatılı ordusunu, 20. yüzyıl donatılı 3 milyon nüfuslu Ermeni ordusuyla yenmek mümkün değildi. Kabul edelim ki silah, kuvvet üstünlüğü, harbe hazırlık ve liderlik yönünden Azerbaycan avantajlıydı.
  • Azerbaycan’ın Ermenistan ile savaşmayacağı varsayımı yanlıştı. Hepimiz buna inandık. Yanıldık.
  • 1997 yılındaki Ter-Petrosyan uzlaşması kabul edilseydi, bu savaş olmayacaktı.
  • Dağlık Karabağ yönetimi ve Ermenistan muhalefeti Ermenistan’ın gücünü yanlış değerlendirdi. Uzlaşmaya karşı çıktı. O zaman biz savaşı kazanan ulus olarak maddeleri önerebiliyorduk. Uzlaşılsaydı, Dağlık Karabağ alan olarak ve hukuki yönden şu andaki statüsünden çok daha iyi durumda olacaktı. Şimdi boynumuz eğik durumda ve şartları bize dikte ediyorlar.
  • ‘Ermenistan güçlüdür. Ekonomisini her durumda geliştirir’ düşüncesi gerçeklere aykırıydı. Türkiye ve Azerbaycan sınırı kapalıyken gerçeklere aykırı olan bu fikre inandık.
  • Gerçekler değil, hayallerimiz bizi yönetti.1920’de Türklere karşı Kars’ı kaybetmiştik. Yüzyıl sonra 2020’de, 1991-1994’de savaşarak altı bin Ermeni’nin kanıyla kazandığımız yedi rayonu ve Dağlık Karabağ ’ın yarısını Azerbaycan’a karşı kaybettik.

Rus Uzmanların “Ermenistan Neden Kaybetti?” Değerlendirmesi

30 Ekim 2020 tarihli yazıda Ermenistan’a savaşı kaybettiren yanlışlar şunlardır (K5):

  • Paşinyan uzman olmayan kendi adamlarını makamlara getirdi. Başbakan Paşinyan’ın döneminde değiştirilen üç (3)  istihbarat şefinden birinin ataması politiktir. Konu uzmanı değildir.
  • Azerbaycan silahlanması ve karşı tedbirler için Hükümet’in uyarılmaması istihbarat hatasıdır. Azerbaycan hangi maksatla İHA/SİHA ve modern toplar alıyor? Hükümet uyarılmalıydı.
  • Ermeni Genelkurmayı boşaltıldı. Savaş öncesi son altı ay incelenirse Rusya’da eğitim gören Ermeni subaylar, Ermeni Genelkurmay’ından ihraç edilmiştir. Görevine 8 Haziran 2020’de son verilen Artak Davtyan paşanın kızının düğününe korona virüsü salgını varken subayların katılması bahane edilmiş ve Ermeni Genelkurmay’ının içi boşaltılmıştır.
  • Azerbaycan ordusunun güç analizi yapılmadı. Savaşın olduğu 27 Eylül-27 Ekim dönemi değerlendirilerek, Azerbaycan ordusunun bir aylık taarruz performansına karşı alınacak karşıt tedbirler belirlenmemiştir.
  • Politik cevap hazırlanmadı. Bakü’nün politik amacına karşı çözüm oluşturulmadı.
  • Taarruzun ağırlıklı yönünün değerlendirmesinde hata yapıldı. Ekim son haftasına gelindiğinde Azerbaycan, taarruzlarıyla Dağlık Karabağ ’daki savunma hattını kırdı. Görünürde Azerbaycan saldırı merkezi Ağdam-Ağcabedi hattına yakın olan Karkar nehri bölgesiydi. Doğrudan Ağdam, Hocalı ve Hankendi hattına taarruz edecek görünüyorlardı. Ermeni savunması bu cephede yer aldı.  Ama bu cephede sadece topçu düellosu oldu.
  • Güney’den geliyorum diyen taarruza tedbir alınmadı. 24 Ekim’e gelindiğinde Güney cephesi de çökmek üzereydi. Çökmedi ama çökerse stratejik yenilgi olacağı konusu konuşulmalı ve tedbir alınmalıydı.
  •   Azerbaycan ordusu güneyden cepler açtı. Mobil SİHA’ların ve uzun menzilli obüs roketlerinin etkinliği anlaşılamadı. Yaz aylarındaki çarpışmalar unutuldu.
  • Azerbaycan savaşa hazır en iyi iki (2) kolordusunu ve yedeklerini güneyde toplayıp, lojistik destek tedbirleriyle, yakıt, cephane ve yiyecek stoklarıyla savaşa soktu. Lâçin koridoruna 10-15 km kalıncaya kadar ilerlediler ama 30 Ekime gelindiğinde dağlık arazi şartları sebebiyle durmak zorunda kaldılar.
  • Lâçin koridorunu ele geçirmeye Azerbaycan silahlanması ve özel kuvvetleri yetmedi. 1990’lı yılların sonunda geçitlere çekilen çelik kablolar uçak ve SİHA saldırısını engelledi. Ancak Ermeni ordusunun karşı taarruz şansı kalmamıştı. Sadece pasif savunma yapabilirlerdi. Azerbaycan ordusu ise büyük bir alanda hâkimiyet sağladığından morali düzelmişti. Yeni manevra ve taarruzları düşünebilirlerdi.
  • Not-10 Kasım 2020 sonrasında General Artak Davtyan tekrar Ermeni Genelkurmay’ındaki görevine getirildi.
  • Ermenistan 2020 yılında Rusya ile istihbarat ve askeri temasını kesti.  Paşinyan döneminde Ermenilerde Rus karşıtlığı oluşturuldu. Kibirleri fazlaydı.
  • 27 Eylül 2020’de savaş başladıktan sonra Paşinyan, 5 Ekim’e kadar Putin’i dört kez aradı. Daha sonra aramadı. Putin ateşkes için Dışişleri bakanı Lavrov’a görev verdi. Lavrov Türk Dışişleri bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Azerbaycan ve Ermenistan mevkidaşlarıyla temasta kaldı. Rus Savunma bakanı Shoigu Türk Savunma bakanı Hulusi Akar’a savaş boyunca Rus görüşlerini iletti. 
  • 27 Ekim’e gelindiğinde Türkiye’nin de desteğiyle taraflarla sürdürülebilir ateş kes konuşuldu. Bu arada Ruslar Krashuka/Kulak modern Rus bastırma cihazlarının, denendiğinde Türk SİHA’larının düşmesini sağladığını medyaya yayarak, Rus silahlarının etkisiz kaldığı yargısını önlemek istediler. SİHA’ların elektronik bastırmalara karşı tedbir alması ayrı bir konudur.
    XIII. SONUÇLAR

Ermenistan neden savaşı kaybetti sorusunun cevabını ararken, yukarıda muhtelif görüşleri sizlere aktarmaya çalıştım. Savaşta başarılı olanın artılarını, kaybedenin eksilerini görmeye çalışmak herkes için öğreticidir.

  • Bazı okuyucularımız Azerbaycan neden Hankendi’ni /Stepanakert’i almadan ateş kes yaptı,  “Neden Ermenistan’ı kesin yenilgiye uğratmadı?” diye sorabilir. Azerbaycan lideri Aliyev, “7 rayondan Ermenistan çekilsin, Hankendi statüsünü görüşelim” noktasında barış istediğini defalarca belirttiğinden, Dağlık Karabağ merkezinin de yapılan açıklamalara göre kuzey ve merkez kısmı hariç diğer yarısı ele geçirildiğinden muhtemelen amaca ulaşıldığını varsaymıştır.

    Aliyev savaşta zafer düşkünü değil, gerçekçidir. 30 Ekim 2020’de yapılan ateşkes teklifini kabul etmiş, Paşinyan ise savaşacağız demişti.
     
  • 10 Kasım 2020’de ateşkes yapıldığında:
     
    • Güney’de Fuzuli, Cebrayil, Zengilan ve Kubatlı bölgeleri Azerbaycan’ın elindedir. Ermeni savunmasının yer aldığı Dağlık Karabağ ve onun doğusunda yer alan Ağdam rayonu 20 Kasım’da boşaltılacaktır.
    • Esasen uzlaşma, ateşkes anındaki son durumu göstermektedir. Azerbaycan’ın kuvvetlerini yığdığı (Kubatlı kuzeyindeki) Laçin rayonu ve (Laçin kuzeyindeki)  Kelbecer rayonu teslim edilecektir. Kuzeyde Kelbecer 25 Kasım ve Laçin rayonu 1 Aralık’ta teslim edilmiştir.
    • Laçin koridoru karşılığı olarak yapılacak olan ve Ermenistan’dan geçecek Nahcivan-Azerbaycan koridoru Rusya garantisindedir. Ermenistan toprak garantisi vermiştir. Koridor kontrolünü yapacak Rusya iki tarafa da garantör durumundadır. Yolun parasını kim karşılayacak daha belli değildir.
  • Ermenistan, Azerbaycan’a 26 yıldır işgal ettiği toprakları iade etmiştir.

    Olaylara objektif bakılırsa, “Vatanımızı kaybettik” ağıtları sadece Ermeni iddiasıdır. Ermeniler, haklı ve medeni görünmeye çalışmaktadır. “Ermenistan’a bir şey olmadı. İşgal ettiği toprakları yakıp, yıkarak bıraktı. İade zorunda kaldı” sözü doğrudur.  Azerbaycan, bir nesil boyunca topraklarının iadesini beklemiştir.
  • Sadece Ermenistan değil, Suudi Arabistan da SİHA’lara karşı aynı duruma düştü. 

    2019 yılı Eylül’ünde Suudi Arabistan’ın petrol rafineri tesisi Yemen tarafından İran’dan temin edilen, toplam yirmi beş (25) adet olduğu söylenen drone, SİHA ve füzelerle bombalandı.

    Suudi Arabistan hava savunması tam teşekküllüdür.  Arabistan’ın Patriot, SAM ve Oerlikon radarları koruması olmasına rağmen, 700 km’ye yakın uçan, kamikaze dron ve füzelerin uçuşu ve atağı fark edilemedi. Bu SİHA’lar ve kamikazeler hedeflerini vurdular. Zarar önemliydi. Onarım yapılana kadar birkaç hafta petrol üretimi %50 seviyesinde kaldı. Yıllık üretimde %5 düşüşe yol açtı.
  • İHA/SİHA’lar etkilidir.

    SİHA’ları gören, karşılayan, aldatan, haberleşmesini önleyen ve vuran yeni sistemler yapılana kadar SİHA’lar savaş alanında etkin olacaktır.

    SİHA’lar gelecekte çok kullanılabilir. SİHA’lar (1) pilot feda etmeden hedefine yöneltildiğinden, (2) arazi şartları sınırlamasına tabi olmadığından (aşırı yükseklik performansa olumsuzluk katabilir)  (3) sadece hedefini doğruluklu olarak akıllı mühimmatla vurduğundan ve gereksiz yan tahribatlara yol açmadığından  (4) sürü olarak hedeflerine saldırabileceklerinden gelecek savaşlarda da bolca kullanılabilecektir.
  • Haberleşme

    Haberleşme alt yapısı ve lojistik konuları vazgeçilmezlerdir. SİHA’ları konuşurken, haberleşme/muhabere alt yapısının önemini bilmek şarttır. Haberleşemeyen komutan birliğine kumanda edemez. Haberleşemeyen silahlar istediğiniz yere, yöne gidemez. Haberleşme ağı alt yapısı, tüm silah sistemlerinin ve komuta unsurunun vazgeçilmezidir. 

    Uydu haberleşmesi, telsiz haberleşmesi, intranet/iç internet,  GPS navigasyon vaz geçilmezlerdir.  Önceden yatırım yapılmış ve sistemler denenmiş, ordu için rutinleşmiş, hatasız kullanımı yapılan fonksiyonlar olmalıdır.

    Lojistik sorunlar, lojistik mücadele önemini korumaktadır. Dağda kalan, savaşacak birlik ihtiyaç içindedir. Ermenistan’ın yenilgisinde lojistiğinin aksatılması, destek bekleyen kuvvetlerinin iradesinin zayıflatılması önemlidir.
     

KAYNAKLAR:

K1:  Armenian veteran diplomat: "Why Armenia lost the war for Karabakh”,  Karabakh 2020, 03.12.2020, JAM News based on BBC

K2: Military lessons from Nagorno-Karabakh: Reason for Europe to worry

The 2020 Nagorno-Karabakh war holds important lessons for European defence. European governments should study it urgently. Gustave Gressel, 24 November 2020
K3: Treason & mismanagement of Armenian military command: former chief military ınspector revealed details of Nagorna Karabakh war, 19 Nov. 2020, Maps and Conflicts Database

K4: Myths that replaced reality led to Armenia’s defeat in Karabakh war, by Sona Martirosyan, Yerevan, February 5, 2021,  comments by Analyst, expert on the Karabakh conflict Tatul â is conducted.

K5: Anti Empire, Armenia’s Anti-Russians Get Their Comeuppance – Defeat Analysed in Moscow as Due to Strategic Failure in Yerevan, John Helmer 30 Ekim 2020

 

Yorumlar (0)

Yazılan yorumların sorumluluğu yorumu yazan okura aittir. Yazılan yorumlardan websitemiz sorumlu değildir.


Henüz yorum yapılmadı!