Savunmada referans noktası

İstanbul! Stratejik Zafiyetimiz!... Veya... Türkiye! Yanlış Yüklenen Gemi!...

 

Haluk Bulucu                                                                             

6 Şubat 2019

 
1. GİRİŞ

Değerli okuyucum,

Bu makale, ülkemizin savunmasını planlayan kıymetli subay, bürokrat ve siyasetçilerimiz için yazıldı. Onlar, bu yazıda not ettiğimiz her detayın daha fazlasını biliyorlar ve hesaba katmışlardır. Ama ben de bu yazı vasıtasıyla, bazı hususları da şahsen dile getireyim istedim.

Yazının başlığını bu şekilde koyunca milyonları karşıma alacağımı biliyorum… ‘Boğazın İncisi’, ‘Dünya Başkenti’, ‘İstanbul, Roma’dan da çekici’ denilen çok önemli bir şehrimize yakıştırdığım ‘stratejik zafiyetimiz’ sözcüğü, bu güzel şehrimize yapılan bir haksızlık gibi.

Ama değil!

Takip eden satırlarda, okuyucumun da fark edeceği gibi şehrin kendisi ile, coğrafyası ile bir sorunumuz yok. Dünya güzeli bir boğaz; dünyanın en önemli tarihi alanlarından biri olan Bizans İmparatorluğu’nun ve daha sonraları Osmanlı İmparatorluğunun tahtının kurulu olduğu yarımada; Cenevizlilerin koloniler kurduğu, daha sonraları Pera’ya evrilen Haliç’in güzelim diğer yakası… Bu güzellikleri içeren bir şehir, nasıl göz ardı edilebilir?

Ancak, uyguladığımız merkezi ve yerel politikalar ile İstanbul, Türkiye’nin stratejik anlamda ‘zafiyet alanıdır. Eğer hemen tedbir almazsak, bu ‘karadelik’ hepimizi yutacaktır.

Geçenlerde bir radyo anonsu duydum. Romen asıllı bir yazarın Türkçe’ye tercüme edilen kitabı 1283’den 1913’e kadar Türk İmparatorluğunun bölüşülmesi için hazırlanan 100 projeyi anlatıyormuş!!!... O projeler daha bitmedi; Bitmemesi de normal. Ne sıradan insanlarız, ne de sıradan bir ülke…

Nazım Hikmet’in bir şiirinde dediği gibi ‘Orta Asya’dan gelip bir kama gibi’ Avrupa’nın içine giren bizler için, son yüzyıldaki yurdumuz olan bu güzel topraklar çok ama çok önemlidir. On binlerce yıl gerilere giden muazzam bir hazinenin sahibiyiz… O hazine Edirne’den, Artvin’e, Diyarbakır’dan, Hakkâri’ye uzanan tüm Türkiye... O halde, tüm dünyanın özellikle komşularımızın, kıskançlıkla baktıkları, zayıf anımızı kolladıkları bu güzel coğrafya’da ayaklarımızı yere sağlam basmalıyız. Bu topraklar sıradan yerler değil. Çevremiz, ‘sıcak denizlere inme’ hayalini kuranlarla, İstanbul’u 1918’de nihayet işgal ettiğini sananlarla, Haliç’teki dökme çelikten kiliseleri kurup güzel şehrimizin hayalini kuranlarla dolu.

2. TÜRKİYE’DE DURUM TESPİTİ

İstanbul deyince aslında İstanbul ve Kocaeli’ni birlikte düşünmek daha yerinde olacak. Çünkü her iki ilimiz de aslında birbirine entegre olmuş durumda.

Yukarıdaki değerler bizlere başka bir şey daha söylüyor: Son on yılda İstanbul’un kayıtlı nüfusu 2 milyon kişi artmışsa, sadece bu ilimiz dahi, o küçücük coğrafyada her yıl 200 bin kişilik yeni ve orta büyüklükte bir ‘şehir’ yaratıyormuş.

İstanbul ve Kocaeli Yüzölçümünün, Yurdumuz Yüzölçümüne Oranı

İstanbul’un yüzölçümü 5461 km², Kocaeli’nin ise yüzölçümü 3397 km² imiş. Türkiye’nin ise yüzölçümünün 780 bin km² olduğunu biliyoruz. Dolayısıyla iki ilimizin yüzölçümü açısından Türkiye toplam yüzölçümüne oranı %1 seviyesinde olduğunu görmekteyiz [1].

İstanbul ve Kocaeli Nüfusunun, Türkiye Nüfusuna Oranı

2016 nüfus sayımı sonuçlarına göre İstanbul nüfusu 14.804.116 iken, Kocaeli nüfusu 1.830.772 dir. Türkiye nüfusu ise 79.814.871 olarak ölçülmüş. Bu durumda, bu iki merkezimizin, Türkiye nüfusunun %20-21’lik kısmını oluşturduğunu söyleyebiliriz.

İstanbul’un kayıtlı nüfusu son on yılda 2 milyon kişi, Kocaeli nüfusu da 400 bin kişi artmış. Türkiye’nin toplam nüfusu ise 9 milyon kişilik bir artış göstermiş durumda. Sonuç olarak bu iki şehrin nüfus artış oranı Türkiye ortalamasının üzerinde [2],

Değerli okuyucum,

Tablodaki değerler bizlere başka bir şey daha söylüyor: Son on yılda İstanbul’un kayıtlı nüfusu 2 milyon kişi artmışsa, sadece bu ilimiz dahi o küçücük coğrafyada her yıl 200 bin kişilik yeni ve orta büyüklükte bir ‘şehir’ yaratıyormuş.

İstanbul ve Kocaeli İllerimizde Çalışan Mühendislerimizin Oranı

2017 verilerine göre TMMOB’ye üye 450 bin mühendis var [3].

İstanbul, mühendis ve mimar sayısının %20’ye yakınını içermektedir. Marmara bölgesi ise toplam mühendislerimizin üçte birine sahiptir.

İstanbul ve Kocaeli İllerimizdeki Üniversite Sayısının Oranı

İstanbul’da 49 adet üniversite olup, Kocaeli ilimizde üniversite sayısı 2 dir. Türkiye’de toplam 186 üniversite vardır. Netice olarak yurdumuzda açılmış olan üniversitelerimizin yaklaşık %27’si bu iki ilimizde toplanmıştır.

İstanbul ve Kocaeli, Türkiye’nin %58 oranında ihracatını yapmaktadır. Bu iller dışındaki ihracatımız Bursa, İzmir, Gaziantep, Ankara illerinde yoğunlaşmıştır.

İstanbul ve Kocaeli İllerimizde Çalışan Sayısının Oranı

2011 verilerine göre İstanbul ve Kocaeli illerimizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışanlar, Türkiye’de çalışan nüfusun %30’unu kapsamaktadır.

Ayrıca 2013 nüfus kayıt sistemi sonuçlarına göre 15-64 yaş aralığındaki her 100 kişiden 40’ı İstanbul’da yaşamaktadır [4].

İstanbul ve Kocaeli İhracat ve İthalat Verilerinin Türkiye’deki Yeri 2016’da Türkiye’nin toplam ihracatı yaklaşık 142 milyar 530 milyon dolar iken, sadece İstanbul’un ihracatı 76 milyar dolar, Kocaeli’nin ihracatı ise 6,5 milyar dolardır.

Bu durumda İstanbul ve Kocaeli, Türkiye’nin %58 oranında ihracatını yapmaktadır. Bu iller dışındaki ihracatımız Bursa, İzmir, Gaziantep, Ankara illerinde yoğunlaşmıştır.

İhracat grafiği yandaki gibidir.

İthalat verilerine bakıldığında, Türkiye ithalatının da yaklaşık %59’unu bu iki ilimiz oluşturmaktadır [4].

İstanbul ve Kocaeli’nin Toplam GSMH İçindeki Payı

Türkiye’nin GSMH değeri 2014 yılında yaklaşık 2 trilyon 44 milyar TL olarak gerçekleşmiştir.

İstanbul ve Kocaeli illerinin, Türkiye’nin Gayri Safi Milli Hasılasına (GSMH) oranı yaklaşık %35’tir [5].

3. DÜNYA’DA DURUM NASIL?

Dünyamızın en önemli şehirlerinden biri olan İstanbul’u ve doğal uzantısı Kocaeli’yi, diğer dünya şirketleri ile karşılaştırmak yerinde olur. Takip eden satırlarda bazı şehirlere göz attık.

RUSYA

Moskova

Nüfus olarak Moskova, Rusya’nın %8’lik kısmını sağlamaktadır [6]. Ancak 2007 yılının Rus GSMH’sine bakıldığında, Moskova Rusya’nın yaklaşık %24’lük kısmını oluşturmaktadır [7].

MEKSİKA

Mexico

2014 yılının GSMH verilerine göre Meksiko, Meksika ürettiği değerin %26’lık kısmını oluşturmaktadır [8]. Meksiko şehri nüfus olarak ta tüm ülkenin %18’lik kısmını barındırmaktadır [9].

ABD

Dünya’nın en zengin devleti olan ABD’ye ve önemli şehirlerine bir göz atalım.

Amerika’nın bazı şehirlerinin istatistikleri

New York

New York şehri 2016 yılında GSMH’ye göre Amerika’nın %6’lık kısmını oluşturmaktadır [10].

Washington DC

Washington DC 2016 yılında GSMH’ye göre Amerikanın  %2,5’lik kısmını oluşturmaktadır [11].

Los Angeles

Los Angeles 2012 yılında GSMH’ye göre Amerikanın %5’lik kısmını oluşturmaktadır [12].

Chicago

Chicago 2012 yılında GSMH’ye göre Amerikanın  %3’lik kısmını oluşturmaktadır [12].

ALMANYA

GSMH’ye göre Alman şehirlerine bakıldığında Almanya’da düzgün ve stratejik zafiyet içermeyen bir dağılım gözükmektedir.

Frankfurt

GSMH’ye göre Almanya’nın %1.6’lık kısmını oluşturmaktadır  [13]

Münih

GSMH’ye göre Almanya’nın %2.9’lık kısmını oluşturmaktadır  [14].

Düsseldorf

GSMH’ye göre Almanya’nın %4.7’lık kısmını oluşturmaktadır [15].

Berlin

GSMH’ye göre Almanya’nın %2.6’lık kısmını oluşturmaktadır  [15].

Hamburg

GSMH’ye göre Almanya’nın %2.8’lık kısmını oluşturmaktadır [16].

 

 

 

 

Bu rakamlar bize, ABD ve Almanya gibi gelişmiş ülkelerde, nüfusun bir yerde sıkışı kalmadığını; sanayiin çok dengeli biçimde dağıldığını gösteriyor.

ABD ve Almanya gibi ülkelerde, bir şehrin civarında toplanan sanayiin bir anda, şu veya bu nedenle, kaybolup gitmesinin bizdeki veya Rusya, Meksika kadar önem taşımayacağını gösteriyor. 

4. NEDEN İSTANBUL’A GÖÇ?

Ekonominin döndüğü, aranılan iş imkânlarının çok olduğu İstanbul’a göçün neden fazla olduğunu anlamaya çalışalım.

İstanbul her gün artan nüfusu ile daha fazla kitleyi kendisine çekmektedir.

İstanbullular Türkiye’yi kuzeyden güneye çizilecek bir çizginin batısı olarak düşünmektedir.

Boğaziçi, para kazanan işadamı ve bürokrat için yaşanılacak mekandır. Bu düşünce, stratejik kararları da etkilemektedir.

Türkiye’nin resmi merkezi Ankara’dır. Bu, çok iyi bir merkezi konumdur Ancak fiili merkez İstanbul olup, çeşitli nedenlerle zafiyet oluşturmaktadır.

Türkiye’yi batıdan doğuya uzanan bir gemiye benzetirsek, bu gemiye yanlış yükleme yapılmakta ve İstanbul ile çevresinde, giderek büyüyen bir cazibe merkezi meydana gelmektedir. Bu, şimdi ve ileride ülkemizin bütünlüğünü etkileyebilecek ağır bir zafiyet teşkil etmektedir.

a.  Büyük Kütle, Küçük Kütleyi Çeker!

Mühendislik mektebinden mezun olduğum için yukarıdaki konuları örnek vermek eğilimindeyim. Affola.

Fizikte bir kural var: Her kütlenin bir çekim gücü var. Büyük kütle daha küçük olanı kendisine çekiyor. Mesela dünyamız, bizleri kendisine çekiyor. O nedenle, bir şeyi düşürdüğümüzde o nesnenin son yeri dünyamıza daha yakın bir yer oluyor.

Aynı fizik kuralı yerleşim yerlerine uygulanabilir. Coğrafi avantajları, yatırım ortamı gibi nedenlerle ve hükümetlerin çeşitli politikaları uygulaması/uygulamaması ile iyice cazip hale gelen bir yerleşim yeri, diğerlerine göre daha çekici hale gelebilir. Artan nüfus, gereksinmesi arttığı için mal, hizmetler için kendisine hizmet edecek yeni nüfusa ihtiyaç duyar. Giderek cazibe merkezleri ortaya çıkar ve nüfus bu yörelere akar. Bu durum, dünyamızın her yerinde geçerlidir. Aynı durum İstanbul için de geçerlidir.

b. Türkiye, İstanbul’da Kuzey’den Güney’e Çizilecek Bir Meridyenin Batısından İbaret Değildir!

İstanbul’daki üniversitelerde, mühendislik fakültesi öğrencilerine konuşma yaptığımda gözlediğim husus, mezunların hemen tamamının İstanbul’da kalmak eğiliminde olduğu idi. İstanbul’un doğusunu, yani ülkemizin asıl derinliğini bilmiyorlardı.

Ankara’da yetişen gençlerimizin de fırsat bulunca İstanbul’a iş aramaya gideceklerini işitiyorum. Yurt dışına yerleşmek isteyen gençlerimizin sayısı korkutucu ama, bu konu, bu yazının ilgi alanı dışında.

Ancak İstanbul ve tabii ki ülkemiz hakkında dikkate alınması gereken, ekonomik şartların ötesinde, bazı diğer özellikleri de var.

c. İş Adamlarımız, Para Kazanınca İstanbul’a Gider!

Bu başlığa, Anadolu’dan gelip, İstanbul’a yerleşen iş adamlarımız çok kızacaktır. Belki de bir kısmı haklılar. Ama itiraf edilmelidir ki, Anadolu’lu iş adamlarımız, bankacılarımız yeni yatırımlarını İstanbul yakınlarında yapmak isterler. Derler ki iş imkânları İstanbul’da… Doğrudur ama, Boğaz’da bir yalı sahibi olmak ta, İstanbul gibi bir çok büyük bir şehirde yaşamanın avantajları da, o iş adamımızın beyninin gizli bir yerinde, verdiği kararları bilinç altından etkiler…  Bunu gözledim ve yürekten inanıyorum. 

5. STRATEJİK DERİNLİK, YA DA ‘DERİN RİSK’

Türkiye’nin Coğrafi Ağırlık Merkezi

Ülkemiz 1923’ten bu yana bir Cumhuriyet; Başkentimiz de Ankara. Başkentimiz, ülkemizin ortalarında kurulu, stratejik bir mevkide. Türkiye’nin coğrafi merkezini tespit edin denilse, herhalde Kayseri, Yozgat, Nevşehir, Kırşehir şehirlerine yakın bir nokta, ülkemizin coğrafi merkezi olarak bulunur. Ancak Ankara, herhalde kurtuluş savaşımızda oynadığı kilit rol ile, başkent seçimi için ideal bir yer olmuş.

Yönetim merkezini o yıllardan bu yana hemen hemen ülkenin ortalarına taşıyan yeni devlet, bununla siyasi olarak imparatorluğun başkenti olan İstanbul’dan uzaklaşmayı da amaçlamış olabilir. Ancak bir başka nedende, sanırım, o günkü teknolojiler göz önünde tutulduğunda düşman işgaline en uzak noktanın seçilmiş olmasıdır. Bugün için dahi, Ankara, bu bakımdan nispeten iyi sayılacak bir konumda.

6. TÜRKİYE’NİN FİİLİ MERKEZİ

Ekonomide ve algıda Türkiye’nin merkez şehri İstanbul’dur. Her geçen gün bu etki artmakta, artırılmaktadır… Ankara, yöneticilerinin tüm söylem ve iyi niyetlerine karşın giderek içi boşaltılmış, modern binaların yapılmakta olduğu bir kasabaya dönüşmektedir…

7. ÜLKE SANAYİSİ

Anadolu’da gezindiğimizde sanayi tesisleri adı altında gördüğümüz daima şudur: Yol kenarlarında kurulu yem ve un fabrikaları, tavuk çiftlikleri, batı Anadolu’da süt fabrikaları, taş-mermer ocakları (Anadolu doğası perişan haldedir), mıcır tesisleri (toz, dumandan geçilmez). Ormanlık alanlarda, çevre ormanların ağaçlarını (!) sonsuz bir üretim malzemesi kaynağı kabul eden bir mobilya sektörümüz vardır…

Gerçek üretim tesisleri İstanbul, Bursa ve Batı Anadolu’da toplanmış, Anadolu ihmal edilmiştir.  Ne tuhaf! Bizler, aynı şeyleri Osmanlılar için geçmişte söylemekteydik

8. RİSKLER

Olunabilecek riskleri saymak için uzman olmaya, hasım devletlerin analisti olmaya gerek yoktur ve o riskler ‘ben buradayım’ diye haykırmaktadırlar.

Türkiye’yi batıdan doğuya uzanan bir gemiye benzetirsek, bu gemiye yanlış yükleme yapılmakta ve İstanbul ile çevresinde, giderek büyüyen bir cazibe merkezi meydana gelmektedir. Bu, şimdi ve ileride ülkemizin bütünlüğünü etkileyebilecek ağır bir zafiyet teşkil etmektedir.

Ülkemizin sanayi yatırımlarının büyük bölümü İstanbul, Kocaeli ve çevresine yapılmaktadır. Tüm devirlerde, bu önlenmeye çalışılmış; ama herhangi somut bir eylem ortaya konulamamıştır.

a. İstanbul giderek ekonominin merkezi haline gelmiştir. İstanbul batı sınırımıza sadece bir saat mesafede olup, Karadeniz kıyısındadır. Stratejik risk altındadır.

b. Ülkemiz büyüktür. Bugünkü politikalara devam edilirse, şu anda İstanbul’a göç nedeniyle zaten boşalmış olan köylerimizi, kasabalarımız ve il merkezlerimiz takip edecektir. Hiç unutmamamız gereken husus, Bizans’ın son yüzyılında Anadolu’nun ne kadar boş ve korumasız olduğudur.

c. İstanbul ve Kocaeli, dar ve uzun bir coğrafya üzerine kuruludur. Meydana gelecek bir afette (doğal veya insan eliyle) mevcut nüfusun kaçabileceği yol imkânı çok kısıtlıdır.

d. Giderek artan bir şekilde artan nüfus nedeniyle yapılaşma ihtiyacı ortaya çıkmakta, yeni yapılan yapıların dahi depreme dayanıklılığı ise daima soru işareti teşkil etmektedir.

e. Sonuçta, Türkiye yanlış yüklenen bir gemiye benzemekte ve o nedenle yan yatan yük gemilerine benzemektedir. 

9. SONUÇ VE ÖNERİLER

İstanbul’un artan ekonomik ağırlığının dengeli ve çok acil olarak Anadolu’ya dağıtılması gerekir. İstanbul ve çevresi, Türkiye’nin kültür ve turizm merkezi olabilir. Ancak, mutlaka ve acil olarak ekonomik merkez olmaktan çıkarılmalıdır.

Ülkemiz büyüktür, nüfusu da 80 milyona yaklaşmaktadır. Trabzon, Ordu, Sinop, Zonguldak, Çanakkale, İzmir, Antalya, Mersin, İskenderun limanları hemen yakınlarındaki iç coğrafyanın ticaret yükünü kaldırırlar. Tabii yatırımlar bu coğrafyalara çekilirse. Bu şehirlere yatırım yapılır ve daha yoğun birer liman kenti haline gelirlerse, yeni ihracat merkezleri haline gelirler. Bu yatırımlar yapıldıktan sonra, iş gücü bu yerlere doğru kendiliğinden kayacaktır.

KAYNAK

[1]  https://www.hgk.msb.gov.tr/images/urun/il_ilce_alanlari.pdf

[2] http://www.tuik.gov.tr/PreHaberBultenleri.do?id=24638  ve https://www.nufusu.com/

[3] http://www.maden.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=4242&tipi=5&sube=0

[4] http://www.tuik.gov.tr/ilGostergeleri/iller/ISTANBUL.pdf

[5] www.tuik.gov.tr/PreIstatistikTablo.do?istab_id=2520

[6] https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_cities_and_towns_in_Russia_by_population

[7]  https://en.wikipedia.org/wiki/Economy_of_Russia ve http://www.gks.ru/bgd/free/b01_19/IssWWW.exe/Stg/d000/vrp98-07.htm

[8]  https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_Mexican_states_by_GDP

[9]  https://en.wikipedia.org/wiki/Mexico_City

[10]https://www.bea.gov/regional/bearfacts/pdf.cfm?fips=36000&areatype=STATE&geotype=3 ve https://data.worldbank.org/indicator/NY.GDP.MKTP.CD?locations=US

[11]https://www.bea.gov/regional/bearfacts/pdf.cfm?fips=53000&areatype=STATE&geotype=3

[12]  https://wearetop10.com/wealthiest-cities-of-the-world-by-gdp/

[13] https://www.frankfurt.de/sixcms/detail.php?id=437171&_ffmpar[_id_inhalt]=719011

[14] https://www.muenchen.de/rathaus/wirtschaft_en/munich-business-location/economic-data.html

[15] https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_European_regions_by_GDP

[16] http://www.cefg.eu/en/cities/Hamburg.3

Yorumlar (0)

Yazılan yorumların sorumluluğu yorumu yazan okura aittir. Yazılan yorumlardan websitemiz sorumlu değildir.


Henüz yorum yapılmadı!