Savunmada referans noktası

‘Yerlilik’ Oranı Rakamları Üzerinde Dikkatli Olalım!...

Haluk Bulucu

30 Ocak 2019

 

 

Birkaç gün önce Savunma Sanayi Başkanlığımızın hazırlayıp yayınladığı bir yansı masamıza geldi. Bu belgedeki bilgiler şöyle idi:

  • Yerlilik oranımız 2008’de %44 iken, bugün bu rakam %68’e çıkmış.
  • 2008 yılında 3 milyar dolar olan sektör cirosu 2018’de 7 milyar doları aşmıştı.
  • Savunma ihracatımız 2008 yılında 700+ milyon dolar iken, geçtğimiz yıl sonu itibariyle bu rakam 2 milyar doların üzerinde gerçekleşmiş;
  • Bundan on yıl önce imzası atılmış sözleşme bedeli 19 milyar dolar iken bugün bu rakam 60 milyar doların üzerine çıkmış.

 

Resim: SSB’nin sektör performansı üzerine bazı rakamları -Basından

 

Milli savunma sanayimizde geçirdiğimiz uzun yıllar bizlere şunu öğretti:

  • Yapılan işlerden gurur duy,
  • Gaza gelme ve kendini dev aynasında görme,
  • Kuşkucu ol ve her rakamı irdele,
  • Dürüst ol. Varsın performansımızın mutlak rakamları ilk yıllarda düşük çıksın… Önemli olan yıllık performansın artış hızıdır. O nedenle, yıllık performanslar artış gösteriyorsa, mutlaka hedefine ulaşırsın.

Unutmayalım, SSB’nin kuruluşu ile birlikte, 30 yıl önce yola çıktığımızda savunma sanayimiz hemen hemen yoktu… 30 yıl gibi kısa sürede SSB önderliğinde bakın ne kadar iyi noktalara geldik.

‘Yerlilik Oranı’ Üzerine Birkaç Söz…

2000’li yıllarda savunma sanayimiz onuncu yaşlarını kutlarken artık ‘üretimimizin yüzde kaçı ülkemizde yapıldı’ demeye başlamıştık. O zamanki adıyla SSM daha ilk kontratlarına yerlilik şartını koyar olmuştu (Kara araçlarında %73).

İki binli yılların ortalarına geldiğimizde ise o zamanki müsteşarımız Murad Bayar sanayiyi teşvik edeceğini düşündüğü için ikinci bir kavramı ortaya attı: Yerli Üreticiden Temin Oranı… Bu rakam bize yerli ana yüklenicilerin ellerini ne kadar taş altına koyduklarını söylüyordu. Ancak bu rakam, adı geçen ana yüklenicinin, sağladığı ürün ve hizmetin yüzde kaçını yerli üreticilerden aldığını söylemiyordu…

Ortada resmi bir rakam olmamakla birlikte, iki binli yıllarda en gelişmiş sektörün kara araçları sektörü  olduğunu SSM’nin sektör raporları söylüyordu. Daha sonra gelen savunma sektörü Deniz Araçları Sektörü idi. İki binli yılların ortalarında TOBB Savunma Sanayi Meclisi Başkan Yardımcısı sıfatıyla katıldığım toplantılarında SSM’nin en üst düzeydeki bürokratlarının Yerli Üreticiden Temin Oranının %37 olduğunu beyan ettiklerini hatırlıyorum. Ancak bu rakamın daha sonraki yıllarda anlamının ve kullanım yerinin değiştiğini, Yerli Üreticiden Temin Oranının, Yerlilik Oranı gibi kullanıldığını gözlemekteyim. İkisi çok farklı ve sanayi planlayıcılarını yanıltacak kavramlar.

Bizim gibi pazarlamacılar, stratejistler, planlamacılar ‘doğru’ rakamlara bakarak çalışma yapmalıdır… SSB gibi bir resmi kuruluşumuzun, önce bu iki oran için bir tarif yapmasını, formülünü saptamasını rica ediyorum. Daha sonra da herkese açık biçimde savunma sanayimizin başından itibaren bu iki oranın sektörlere göre nasıl gerçekleştiğini hesaplamasını ve yayınlamasını öneriyorum.  Oranların düşük çıkması hiç kimseyi korkutmamalı, gelişme ivmesine bakılmalıdır. Çünkü kısa zamanda dev adımlar attığımızı biliyorum.

Değerli okuyucum bundan sonraki makalelerimizde ihracat, ciro ve imzalanmış sözleşme rakamları üzerinde duracağız. 

Yorumlar (1)

Yazılan yorumların sorumluluğu yorumu yazan okura aittir. Yazılan yorumlardan websitemiz sorumlu değildir.


Sayın BULUCU, iyi akşamlar dilerim. Makalenize de konu olan yerli destek oranının artmış olması sevindirici bir gelişme. Ancak kanaatimce önemli olan husus, kritik sistemleri destekleyebilmenizdir. Bu husus sağlanamadığı sürece sistemi etkin ve bir bütün olarak kullanabilme şansımız maalesef olmayacaktır. Diğer yandan başka bir hususu da gözardı etmemek lazım. O da ; aynı yedek parça veya tali komple malzemenin farklı sistemler üzerinde müşterek olarak kullanıldığı gerçeğidir. Örnek; ZMA ve ZPT yedek parça veya tali komple malzemelerinin %40 -45'i aynı. Bu durumda yerli destekleme oranını araç mı alacağız yoksa malzemeye göre mi değerlendireceğiz? Sonuç olarak; silah ve silah sistemlerinin kritik yapılarını üretecek alt yapıya sahip olmadığımız sürece yeteneğimiz olan diğer kalemler bizim için arızalı bekleme süresini azaltmaktan fazla bir anlam taşımayacaktır. Kritik sistem arızaları ise muharebe gücünü direk etkileyeceğinden önem arz etmektedir. Saygılarımla. Oktay CANPOLAT 31.01.2019